site okul selçuk izmir

DOLAR 7,7119
EURO 9,0037
ALTIN 460,53
BIST 9,8248
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 30°C
Parçalı Bulutlu
site belediye selçuk izmir

Türkiye’nin iflasının haber değeri var mı?

15.03.2020
A+
A-

Hani hepimizin bildiği bir örnek vardır. Köpek adamı ısırırsa haber değeri yoktur; ama adam köpeği ısırsa bu haber olur.

Nihat abinin yıllar öncesini anlattığı bir programı vardı. Hani hastanede herkesin eline ne geçerse çaldığı. Hatta adamın biri hastanede çöpe atılanları toplayıp kendine bir ev bile yapmıştı. Dün Kızılay Başkanının açıklamalarını dinlerken aklıma o hikaye geldi. Devlet o gün bugün sahipsiz. Kim, neresinden ne tutarsa koparıp götürüyor. Bu adamlar da 8 milyon doları hiç etmişler. Vergiden kaçırmışlar. Uzun yıllardır değişen hiçbir şey yok dedim kendi kendime.

Artık açık ve net ortaya çıktı ki Türkiye’nin iflasının bir haberi değeri yoktur. Aksine Türkiye iflas etmezse bu haber olabilir. Çünkü ilginç olan, hayatın doğal akışına uymayan Türkiye’nin iflası değil; iflas etmemesi olacaktır.

Çocukluğumuzda Avrupa’nın çeşitli şehirlerinden gelen akrabalar anlatır biz de dinlerdik. Almanya’da herkes sabah 5’de kalkıyor.

Fransa’da kırmızı ışıkta kimse geçmez.

Hollanda’da kimseyi rüşvete ikna edemezsiniz gibi hikayeleri duymayanımız kalmamıştır.

Ne kadar çalışkan, ne kadar dürüst, ne kadar kanunlara bağlı insanlar değil mi? Elbette öyle değil. Çünkü mesele sistem meselesi.

Adamların kurduğu sistem de insan denen aciz varlık rüşvet almak istese de alamıyor, kırmızı ışıkta beklemek istemese de beklemek zorunda kalıyor. Vergiden kaçınmak istese de bunu yapmaya kalkışamıyor. Çünkü bunu yapmak cesaret ister.

Aslolan şu ki insan, her yerde insan. Kimse kimseden daha zeki, daha çalışkan, daha dürüst değil. Mesele sistemde bitiyor. Adam devlete vergisinin ödenmesi gereken 8 milyon doları iç edip, Almanya’da televizyona çıkıp bunu anlatabilir mi? Peki Amerika’da?

Biz bu adamlarla sözüm ona mücadele ediyoruz ve erkeksiniz teker teker gelin ulan diyoruz. Sanırım bizimle dalga geçiyorlardır. İş yumruklaşmaya varırsa elbette hepsine yeteriz; ama adam karşına çıkmıyor ki. Uzaktan tokat atıp duruyor.
Bir kere üretemiyoruz. Birileri “İşçiler sokağa insin. Bu kış devrim yapıyoruz” dese vallahi sokağa inecek işçi kalmamış durumda. Herkes işsiz. Herkes canının derdinde.

Şimdi soruyorum size:

Bu kadar açığı olan, canlı yayınlarda vergiden nasıl kaçıldığının anlatılabildiği, bu kadar çok işsizi olan, bu kadar çok problemi olan bir rakibimiz/düşmanımız var mı?

Ve bütün bu rezaletler sonucu başımıza açtığımız belalardan hala hiç utanmadan Allah’a sığınıyoruz. Halbu ki Allah’ın emirleri çok açık: “Sizin için çalıştığınızdan başkası yoktur” diyor örneğin. Boğazınıza kadar yolsuzluğa batıp, tembellik içinde debelenip sonra benden yardım beklemeyin diyor. Anlayan kim? “Boş kaldığınız zaman hemen başka bir işe başlayın” diyor. Anlayan kim?

Uzun yıllar İsveç’in İstanbul elçiliğinde üst görevlerde bulunmuş ve Osmanlı’yı 7 ciltlik dev bir eserde incelemiş olan D’Ohson, 1790 Osmanlıyı anlatırken şöyle diyordu: “Reis dedikleri kaptanlarının bazısı pusula kullanmayı bilmez, harita kullanmaz. Her yıl Karadeniz’de birçok tekne kaybolur gider. O zaman ‘kaderin cilvesi’ derler.” 1790’dan bu yana değişen hiçbir şey mi olmaz?

Sizinle istediğiniz şeyin üzerine iddiaya girebilirim. Devleti çarpabildiğiniz kadar çarpın. Halkın parasını yiyebildiğiniz kadar yiyin. Bu ülkede 2 yıldan fazla hapiste kalmanız imkansızdır. İyi bir avukatla da onu da yatmazsınız.

Sonuç olarak bu kadar sahipsiz, bu kadar horlanmış, bu kadar yalnız bir ülkenin iflasının mı haber değeri vardır? Yoksa iflas etmemesinin mi?

Kimsenin düzeltmeye talip olmadığı aksine yarışın “Onlar yemesin biz yiyelim” çizgisi üzerinden gittiği bir sistem maalesef çökmeye mahkumdur.

Evet; “Fiş almasak kaça olur abi?” sistemi çökecek. Ancak kimse ümitsizliğe kapılmasın. Yenisini kuracak olanlar hazır ve nazır bekliyorlar.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.