site okul selçuk izmir

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 24°C
Gök Gürültülü
site rehber selçuk izmir

Kara çocuk

13.12.2020
A+
A-

“Bu ayakkabıları eşim sana almış, getirmemi istedi” dedim. Şöyle bir baktı. “Eşin kim senin” dedi. Adını söyledim. “Özge Abla kara çocukları sever mi?” diye sordu. “Sever tabii ki onun kendisi de kara” dedim. Gözleri ışıldadı. Dertli yolculuğunda bir yoldaş bulmuş gibi baktı yüzüme… Annesi girdi söze. “Esmer olduğu için çok üzülüyor…”
Kucağıma alıp anlatmak istedim. Sarılıp ağlamak istedim. Bizler buraların kara çocuklarıyız, hep biz bizeyiz, buralarda bizi sevmezler diye anlatmak istedim. Daha beş yaşındaydı. Yirmi beş yaşında olsa anlatacaktım. Bir isyana ihtiyacımız var bizim diyecektim. Silkelenmeye ihtiyacımız var. Ve bir kavga çıkmalı, bir kavgaya hazır olmalıyız diyecektim. Anlayamazdı.
Saçın sarı, gözün mavi, tenin beyaz olsa da sen bir kara çocuksun diyecektim. Hep dışlanacaksın, hiç sevilmeyeceksin, sistem seni çarklıları arasında ezecek, üzerinden paletler geçecek, duvarlarla konuşacak, demirle dertleşeceksin diyecektim. Çok küçüktü anlatmadım.
Senin bir partin yok, senin bir temsilcin yok, senin hakkını savunacak kimse yok, güçlü ol ve güçsüzleri hiç unutma diyecektim. Sen yalnız vergi vermek ve askerlik yapmak için varsın, çok büyük hayallerin olmasın sakın diyecektim. Küçücüktü, anlayamazdı.
Herkes bir payla gelir dünyaya. Biz kara çocuklar olarak doğduk, Karadeniz’in sert rüzgarı, Ege’nin zeytin kokusu, Anadolu’nun ayazı farketmez, biz hep kara çocuklarız diyecektim. Diyemedim.
İsyankar ol, kavgacı ol, bu rezil düzene boyun eğme, varsın başın kesilsin; ama o mübarek başını hiç eğme diyecektim.
Ve sımsıkı sarılmak istedim. Saatlerce ağlamak, paketlerce sigara içmek, sımsıkı sarılmak…
Bizler bu toprakların kara çocuklarıyız. Tarih, bizi kara çocuklar olarak yazdı. Bizler bu toprakların çoğunluk olan yalnızlarıyız. Tarih, ayaklarımıza prangalar taktı. Anlamazdı, anlatmadım.
“Hem ben de karayım baksana” dedim. “Çok tatlı ve yakışıklısın” dedim. Anlatmadım.
Topun yok diye hiç kadro dışı kalmayacaksın. Kimseden bisikletini istemeyeceksin. Cebinde hiç bitmeyecek paran, umudun hiç kaybolmayacak. Çünkü bu kavgada galip geleceğiz. Çünkü ezip geçeceğiz, çünkü asırlık nefretimizi muhataplarımızın yüzüne haykıracağız diyecektim. Demedim.
Sadece sarılıp ağlamak sonra ölmek sonra kara çocuklar için yaşayıp kavga etmek istedim.
Kara çocukların acılarını hissederim her gece. Yüreğim derinden sızlar. Sessizce ağladığım geceleri anlatacaktım. Kavgamızı söyleyecektim. Gelecekten haber edecektim. Anlamazdı. Sadece sustum….
Eğer anlayacak olsa kinimizin; çok ışıklı şehirlerin, yüksek sesli gecelerinden keskin bir bıçak gibi geçmeye ne kadar muktedir olduğunu anlatacaktım.
Hırsızın, tecavüzcünün, yalancının ve hainlerin biz kara çocuklardan ne kadar çok korktuğunu anlatacaktım anlayacak olsa.
Anlamazdı. Sustum. Aklım gözlerinde, yüreğim yüreğinde kaldı…
Şevket Apuhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.