PKK’nın FESHİ ÜZERİNE
Türkiye’de PKK terörü ilk olarak 1984’te Siirt Eruh’ta sıkılan kurşunla başladı. O saldırıda bir askerimiz şehit oldu. Aradan geçen 40 yılda bu sayı binleri aştı ve ateş düşen ev sayısı her geçen gün arttı. Bu konuyla ilgili daha evvelki yazılarımda da defaatle belirttiğim gibi iki tarafta da üzülen anneler, babalar, dul kalan eşler, yetim kalan çocuklar oldu. Bunların hepsi bizim acımızdı, ocağına ateş düşen ben, sen, öteki, beriki değil, bizdik. Ağıtlar bizim, feryatlar bizim, dökülen göz yaşları hepimizindi. Ve nihayet birkaç ay önce Devlet BAHÇELİ’nin partisinin grup toplantısında herkeste şok etkisi yaratan açıklamasıyla başlayan yeni çözüm süreci tüm hızıyla ilerliyor. İlk günlerde söz konusu sürece müdahil olacağını dile getiren farklı partilerden sesler olsa da, bu süreçte belki de Abdullan Öcalan’dan daha ağır bir misyona sahip olan Bahçeli’nin kararlılığı ve dirayetli duruşu sayesinde süreç akamete uğramadan bugünlere geldi.
Barış için adeta çırpınan bir diğer isim de Dem Parti milletvekili Sırrı Süreyya Önder idi. Önder’in âni ölümü herkes için büyük bir kayıp olsa da gelinen noktada söz konusu sürecin kişilerden bağımsız bir zeminde ilerletilmesi elzem olduğu için bu âni ölüm karşısında metanetli olmaktan başka seçenek yoktu. Nitekim taziyenin ardından kısa süre içinde sürece ilişkin pozitif açıklamalar devam etti. PKK tarafından ilk olarak sürece ilişkin açıklama yapılacağı ifade edilerek muhtemel bir barışın ateşi PKK tarafından da yakıldı. Ve nihayet 12 Mayıs günü yapılan açıklamada örgüt kendini feshettiğini açıklayarak ülkemizdeki her bir vatandaşın/paydaşın yüreğine su serpti. Herkesin yıllardır özlemle, umutla beklediği barış artık gerçekleşmişti. Ülke olarak ilerlememizin önündeki bu en büyük engelin karşılıklı anlaşma ile ortadan kaldırılmış olması benim, senin, onun, Türk-Kürt herkes için bir bayramdı. PKK tarafından barışa ve fesihe ilişkin yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi:
PKK’dan ‘TBMM’ çağrısı:
“Kongremizin aldığı PKK’nin fesih ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırma kararı kalıcı barışa ve demokratik çözüme güçlü bir zemin sunmaktadır.
Söz konusu kararların uygulanması Önder Apo’nun süreci yürütüp yönlendirmesini, demokratik siyaset hakkının tanınmasını ve sağlam bütünlüklü bir hukuki güvenceyi gerektirir.
Bu aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihi sorumlulukla rolünü oynaması önemli olmaktadır”
Bu açıklamada Abdullah Öcalan’a siyaset yapabilme hakkının tanınmasının istenmesi, açıklamanın öne çıkan konularındandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise: “Açıklamayı, Kuzey Irak, Suriye ve Avrupa başta olmak üzere, örgütün tüm uzantılarını da kapsayan bir karar olarak değerlendiriyoruz” dedi. Erdoğan, “Kan ve gözyaşından beslenenler kaybederken kazanan milletimiz ve hatta tüm bölgedeki kardeşlerimiz olacaktır” ifadelerini kullandı.
Kürt Halkı için de konuşan Erdoğan; “Yıllarca terör sebebiyle evlatlarını kaybeden maddi manevi nice sıkıntılara maruz kalan, evinden ve yurdundan olan Kürt kardeşlerimdir. Fiilen biten terörün kalan gölgesinin de bu şekilde üzerimizden kalkmasıyla 86 milyon ortak hedeflere sahip şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Rabbim 86 milyonun tamamını korktuklarından emin umduklarına nail eylesin diyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Sürecin belki de en büyük mimarı MHP Lideri Devlet Bahçeli ise şu minvalde açıklama yaptı:
“Terörsüz Türkiye hedefini bir devlet politikası haline getiren, özverili bir şekilde tavrını gösteren Sayın Cumhurbaşkanımıza,
27 Şubat barış ve demokratik toplum çağrısıyla tarihsel sorumluğu üzerine alan PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan’a,
İmralı-DEM Parti-Kandil arasında temas ve görüşme trafiğini yürüten heyetlere, DEM Parti’nin eş genel başkanlarına, yönetici ve milletvekillerine,
Türk ve Kürt kardeşliğine sahip çıkan her vatan evladına,
Elbette Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesiyle hiyerarşik zincir içindeki tüm kahramanlarımıza teşekkür ediyor şükranlarımı sunuyorum.”
Bizler de Türk ve Kürt halkları olarak böylesine hassas bir meselede üstlendiği tarihi rol ve misyon ve bu doğrultudaki sebatı ve kararlılığı ile tarihteki mümtaz şahsiyetler arasındaki yerini alan Sn. Bahçeli’ye şükranlarımızı sunuyoruz.
Bu meseleye ilişkin içeriden, dışarıdan gösterilen tepkilere ve süreç adına konuşanların söylemleri üzerine uzun uzadıya bir çok şey yazılabilir. Fakat gelinen nokta itibariyle bunların üzerinde durmaya ve yorum yapmaya gerek duymuyorum.
İnsana, insan olması sebebiyle değer verilmeli anlayışının Türk ve Kürt Halklarının şiarı olması temennisiyle, barışın; ülkemize, devletimize, milletimize hayırlı olmasını cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Allah, kardeşliğimizi bozmasın…
Saygı, sevgi ve hürmetlerimle…
KADİR TURAN


