site okul selçuk izmir

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir °C
site okul selçuk izmir

Bunlar aynı kaptan mı yediler

Bunlar aynı kaptan mı yediler
11.04.2015
A+
A-

fikri-atilbaz13Partilerin milletvekili listeleri açıklandı. Hayırlı, uğurlu olsun. Dün listeler açıklandığı anda, yanılmıyorsam NTV televizyonunda bir programında, sunucu, konuşmacılardan birine, HDP ve CHP’deki vekillerin isimleri bu iki parti arasında geçişlere neden olacak/olabilir mi? diye bir soru tevdi etti. Konuşmacı da bu soruya evet dedi.
Bu olay beni düşündürdü. İki ayrı parti arasında geçiş neden olur? Diye düşünmeye başladım. Partilerin ana eksende güttükleri siyaset, çizgi aynıysa iki parti arasında vekillerden dolayı bir tercih olabilir. Ancak iki ayrı kurum, meselelere bakış açısı farlı olan partiler arasında böyle bir geçiş sebebi gibi bir şey olamaz.
O zaman başka bir şey geldi aklıma, acaba CHP ve HDP aynı çizgi üzerinde mi siyaset yapıyorlar? Aynı değerleri mi savunuyorlar? İmralı’nın AKP’ye verdiği 10 maddelik talimat için bunlar çok olumlu şeyler, biz daha fazlasını düşünüyoruz diyen veya o talimatnameye olumlu bakan sayın Kılıçdaroğlu olduğuna göre, böyle bir geçiş olması normal.
XXX
Olması gereken, öncelikle bu durumun izah edilmesi, sonrasında da evet ya da hayır denmesi gerekirdi. Yani bölünmeye karşı, federasyona karşı, özerkliğe karşı, Türkiye’yi bölünmez bir bütün olarak kabul eden bir partiyle; Türkiye içinde Kürdistan kurulmasını isteyen, ismi önemli değil her türlü bölünme, kanton, federasyon senaryolarına açık olan, iki millet, iki devlet diyen başka bir partiyle seçmenleri arasında nasıl bir geçiş olabilir?
O zaman bu soruyu başka bir açıdan daha değerlendirmek gerekiyor. AKP’yle HDP, madem CHP’yle HDP arasında, milletvekillerinden dolayı bir geçiş yaşanılabiliyorsa, bu partiler bir noktada ortaklaşabiliyorlar, buluşabiliyor demektir. Neden MHP’yle, HDP arasında böyle bir geçişten söz edilemiyor? Kimi isterseniz onu HDP’den aday yapın, MHP’den bir tek kişi dahi bu partiye önemli bir isim oradan aday, bu daha iyi çalışır, amaçlarımızı gerçekleştirir, o yüzden oraya oy vereyim demez. Kafasını kesmeye kalksanız böyle bir şey gerçekleşmez.
AKP ve CHP, milletvekillerinden dolayı HDP’ye ya da onlara oy geçişine sebep oluyorsa, bu üç partinin de birbirinden hiçbir farkı yok demektir. Zaten bugüne kadar bizim savunduğumuz iddialar da bu gerçek üzerine kuruluydu. HDP’yle arasında geçiş olan partiler, HDP gibi düşünüyor demektir.
XXX
Onun için insanlar, özelliklede siyaset yapan insanlar çok daha net olmalıdırlar. Konuştukları, söyledikleri yoruma açık olmadan net bir şekilde anlaşılmalıdır. Sözlerinin ardında durmalıdırlar. Dik olmalıdırlar. Söylediklerini unutup, tam zıddını savunmamalıdırlar. Her esen rüzgara göre yön değiştirmemeli, ot olmadıklarını ortaya koymalıdırlar.
Bilinmelidir ki bağımsızlık karakter haline getirmiş olan kişi ya da partiler şahsiyetli olmak zorundadır. Buna göre, hırsızlık hırsızlıktır, aması olmaz. Bir mesele hakkında dün kötüleyen açıklamalarda bulunurken, bugün aynı mesele hakkında çok olumlu konuşuyorsanız, böyle bir davranış sizi, karakterini, şahsiyetini çıkarlarına terk etmiş biri gibi gösterir.
Sayın Erdoğan dün İran için, “İran bölgeyi adeta domine etmeye çalışmaktadır. Bu durum bizi, Körfez ülkelerini rahatsız etmeye başlamıştır. Buna gerçekten tahammül etmek mümkün değil.”derken, bugün İran’a gidişiyle, “Yalan mıydı Yaşar, karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar” türkündeki sözlere uygun bir davranış sergilemiş ve İran’a hoş gözükmek için, cemaati suçlarken, “Bunlar Şia’dan beter” dediği halde bugün demiştir ki:
“Ölen kim? Müslüman ve insan! Kim kimi öldürüyor diye baktığımız zaman ben burada mezhebe bakmıyorum. Beni ne Şia ilgilendirir ne Sünni ilgilendirir. Bizim bir araya gelerek artık bu kana, bu ölüme hep birlikte bir son vermemiz lazım.”
Ülke içinde hangi konu olursa olsun ‘biz milli görüş gömleğini çıkarttık’ diyerek işin içinden sıyrılıyorsunuz. Ancak adamlar sizin bu değişkenliğinizi gömleğe, tişörte bağlamaz. Eloğlu bakmaz gözünüzün yaşına… Araplar bile sizi ötelediğine göre, Farslılar neler yapmaz…
Sağlıcakla kalın!
Fikri Atılbaz

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.