site okul selçuk izmir

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir °C
site rehber selçuk izmir

Memleket Karışık, Kafalar Karışık, Karışık Bir Yazı

Memleket Karışık, Kafalar Karışık, Karışık Bir Yazı
26.10.2012
A+
A-

Yine güzel günler den söz ediliyor. Güzel şeylerden söz ediliyor. BDP’li Milletvekillerine, yine Cumhurbaşkanı dikkatli olun, insiyatif kullanın diyor. Önce Başbakan Erdoğan Leyla Zana’yla konuşuyor. Herkes hep bir ağızdan bu işi bitirirse Erdoğan bitirir diye koro halinde yayın yapıyor, ağzı olan konuşuyor. Ancak olaylar bitmiyor. Bırakın bitmesini azalmıyor. İktidarın ömrü bilinen söylemleri dinleyip, yeni bir şeyler olacakmış gibi göz boyamakla geçiyor.
Bu arada hazırlanan yasalarla, anayasa komisyonuna sunulanlarla ayrışmayı isteyenlerin ekmeğine yağ sürülüyor. Atamalar yapılıyor. Dağdaki teröriste ağlamayana insan denmez denen biri Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak atanıyor. Ortalık karışıyor, tepkiler büyüyor, iktidarın bakanlarının bir kısmı, Başbakan Yardımcısı Müdürün açıklamasını desteklerken, Başbakan gelen tepkilerin ağırlığını fark edip, biz terörist için ağlamadık, ağlamayız da, diyor. Bu arada cemaat da Müdürden yana tavır koyuyor.
XXXXXXX
Bütün bunlar olurken terör devam ediyor. Vatan evlatları avlanıyor. Bombalar patlıyor, roket atarlar arabalara, karakollara düşüyor, keleşlerden çıkan kurşunlar askerimin vücuduna isabet ediyor. Bu arada terörist çete ve siyasal uzantıları parmakları aynı anda tetikten çekelim diyor. Bu esnada Başbakan Erdoğan kan duracaksa maskesinin ardına saklanıp, MİT istediği an İmralı’yla görüşebilir diye alt yapı çalışmalarında bulunuyor.
Olaylar sürüp gidiyorken, 2009 yılında olduğu gibi yine sahneye Cumhurbaşkanı çıkıyor. BDP’lilerle görüşmeler yapılıyor. Onlar biz İmralı’yla görüşürüz diyor. Söylenenlere bakılırsa PKK adına onlar muhatap alınmaya hazırlanılıyor. Bu sefer müzakereye katılacaklar açısından katılımcılar fazla tutuluyor. Ve hatta Yeni CHP’nin bu tarihi dedikleri sürece dahil olacağı haberleri ortalığı sarıyor. Belediyeler yasası adı altında bölünmüş bir vatan coğrafyası hazırlanıyor. İşin en ilginç yanı, Kılıçdaroğlu’nun bir açıklamasında AB Yerel Yönetimler yasasına imza atıp, bu yasa Meclisten geçtiğine göre uygulanmalıdır diye ifade buyuruyor.
XXXXXXX
Hepsini arka arkaya koymak insanı yoruyor. Bir film şeridi gibi sahneler arka arkaya oynanıyor. Kim ne yapmaya, teröristlere hoş görünmeye çalışırsa çalışsın, bundan sonra yol kazası olmayacak deseler de olaylar, kazalar durmak bilmiyor. Tam da Emniyet Müdürlerinin Belediye Başkanlıklarına bağlanacağının söylendiği, bir müdürün terörist için ağlamaktan söz ettiği sırada Diyarbakır’da cezaevinde açlık grevi yapan tutuklulara destek için cezaevine doğru izinsiz yürüyüş yapan BDP’li Milletvekilleri ve beraberindeki grup, polisin müdahalesiyle karşı karşıya kalıyor.
Türk milleti gerçeği görüyor, şayet Emniyet Müdürü Diyarbakır Belediye Başkanına bağlı olsaydı bunların hiçbiri olmazdı ama, beklide bu göstericiler cezaevinin içine kadar girerlerdi. Beklide o bölgenin meclisine, yerel yönetin organlarının kararlarına göre cezaevinde bölücülük suçundan yatan insan kalmazdı.
XXXXXXX
Başbakan monolog yapıyor. Ya karşısındakileri saf yerine koyuyor ya da önüne metni koyanlar onu yanlış yönlendiriyor. Bunlar belediyeciliği bilmezler, Büyükşehir Belediyesi ne demektir bilmezler diyor. Belediyecilik anlatıyor. İyi de arkadaş söz konusu olan o mahallenin, şu sokağın, bu köyün Büyükşehir Belediyesine bağlanıp bağlanmaması değil ki…
Sorun, çıkarılmak istenen yasayla o bölgenin doğal kaynaklarının, zenginliklerinin ülkenin bütününe kullanılmasını o bölgenin Belediyesinin kararına bırakılmasında. Sorun o ilin Emniyet Müdürünün Belediye Başkanına bağlanması. Sorun devlet içinde şehir devletçiklerine izin verilmesinde. Sorun adım adım bölünmeye doğru somut olarak gidilmesinde.
Şimdi bu çıkarılmak istenen yasalarda ne olduğunu, ne yazdığını ya Başbakan bilmiyor ya da Türk milletini saf yerine koyuyor. Mutlaka kati şekilde onun dediklerine sorgusuz sualsiz inanan insanlar vardır. Şayet böyle insanlar olmasa, AKP kongresinde salonu dolduran insanlar Barzani’ye Türkiye seninle gurur duyuyor diye bağırabilir miydi? Bunu kabullenmeyip, bağırmadan seyredenler o salonda oturabilir miydi?
Sağlıcakla kalın!
Fikri Atılbaz

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.