ekip hali selçuk izmir
Ana Sayfa Asil S. TUNÇER 8 Ağustos 2014

Türk Turizminin Sorunları

Türk Turizminin Sorunları

asil-tuncer11Rehber Enflasyonu ve Rehberlerin Emeklilik Sorunu

Son yıllarda alınan yanlış siyasi kararlar ve ekonomik politikaların cezasını gençler ödüyor. Bu Türkiye’de olduğu gibi başka ülkelerde de ne kadar önlensin veya gizlensin pratiğe yansıyor. Geçen son on yılın faturası yaşları 20-24 arası gruba çıktı. Bu kesim hâlihazırda düşük maaşla çalışıyor ama hepsi de işyerlerine yeni girip işe kabul, işi öğrenme ve kendini kanıtlama aşamasında olduğundan önceden yerleşik ve yıllardır o işyerinde çalışan fakat emekliliği geldiği halde emekli olmayan yaşlı çalışan kesimin altında kalarak daha yükselemeden ya işten çıkarılıyor ya da kendileri ayrılıyor.

Ülkemizdeki durum Avrupa’dakilerle benzerlik gösterse de ayrıldığı hususlar da yok değil. Evvela bizler daha genç ve dinamik bir nüfus barındırıyoruz daha yaşlı nüfusa sahip kıta Avrupa’sına nazaran. Bu da demek oluyor ki gençlerin önünü açmak için bizdeki yaşı gelmiş ve emeklilik çağındaki yaşlıların hemen emekli edilip arkadan gelen genç ve dinamik yaş grubunun önünün açılması gerekli.

Avrupa uyguladığı yanlış politikalarının sonuçlarını şimdi görmeye başladı. Uzatılan emeklilik yaşları yüzünden iş bulamayan ve bunalıma giren dolayısıyla içki ve uyuşturucuya alışan gençlerin psikolojik sorunlarıyla boğuşuyor. Hâlbukiçok basit. Yaşlı kesimi emekli et ve genç nüfusa şans ver. Hem iş verimin yükselsin hem daha sağlıklı yeni bir nesle sahip ol.

Ülkemizden dışarı çıkıp Avrupa’ya bir göz atacak olursak son yıllarda daralan ve küçülen ekonomileriyle Yunanistan ve İspanya başı çekiyor. Bunları İtalya ve Portekiz izliyor. Sonraki sırada Fransa ve İngiltere var. Bizim gibi tam sanayileşmemiş ama özellikle gelirinin belirli bir kısmını turizmden sağlayan ülkelerde başta Yunanistan’ın mesela durumu diğerlerinden farklı. Türkiye ve Yunanistan tarım ve turizm gibi gelir belirsizliği ve gizli işsizi yüksek olan ülkeler. AB üyesi olması bakımından komşuyu da bir kenara bırakacak olursak Türkiye bu sorunu çok fazlasıyla hisseden ülke konumunda.

Türkiye’de geçen yıla oranla yükselen döviz kurlarının etkisiyle dış turizmden gelir artışımız varmış gibi gözüküyor ama kazancımız aslında birey olarak yine dövize odaklandığında sektörelbazda aksine yüzde 5 ile yüzde 15 arasında bir kayıp söz konusu. Bunu en başta kendimden örnek verebilirim. Bilhassa bu sene gelirimde düşüş var. Bir kere ülkeye gelen Amerikalı, Kanadalı ve İngiliz turist sayısında turist daha az ki bunlar benim daha sıklıkla tur yaptığım milletler.

Öte yandan tur başına aldığım ücret sanki her sene yükseliyormuş gibi görünüyor ama yükselen diğer fiyatların karşısından tutunamıyor ve eriyip gidiyor. Tam aksine benim daha oturmuş ve piyasada daha bilinen bir rehber olarak, üstelik bilgi birikimim ve deneyim sahibi olmamım da getirdiği avantajla daha çok gelir elde etmem beklenir ama bu ne yazık ki böyle değil. Eğer yıllardır hala aynı cep telefonu, bilgisayarı ve hatta arabayı kullanıyorsam bu açıkça şunu gösteriyor: turizmimiz iyiye gitmiyor ve kazanıyoruz sandığımız paralar da köpük misali bir zaman sonra kolayca yok oluyor.

Peki, neden daha az kazanmaya başladığımızı masaya yatırıp nedenleri üzerinde daha ayrıntılı konuşmaya devam edelim. Bunun tek değil birkaç sebebi var aslında:
Birincisi; dediğim gibi turistik gelirlerin azalması. İkincisi; azalan pastaya rağmen piyasada fazla rehberin olması ve her sene yeni mezunların piyasaya girmesi. Üçüncüsü; onca yeni mezuna rağmen bizde emeklilik kavramının olmaması nedeniyle yaşlı-başlı rehberlerin torun-torba sahibi olduktan sonra bile hala çalışıyor olmaları yani rehberlerin sağlıkları elverdiğince ileri yaşlara kadar rehberlik yapmaları, emeklilik yaşı diye bir şey olmamasından dolayı rehberlerin ağır bir rahatsızlık geçirmediği veya ölmediği takdirde hala çalışıyor olmaları. Dördüncüsü; rehberlere turlarda kokart kontrolü yapmaktan öteye gidemeyen odaların rehberlerin istihdamları, sosyal hakları ve hükümetlerin turizm politikalarında rehberlerin yeri vs konularından bihaber olmaları. Bununla birlikte rehberlere yönelik korumacı hiçbir kanun ve uygulamaya yaptırım getiremeyen, tam aksine rehberlerin sırtından aidat toplayıp lay-lay-lom yapan odaların kendi aralarındaki kısır çekişmeleri ve koltuk, isim kavgaları. Bunda oda başkanlıklarına oynayan arkadaşlarımızın kendi menfaatlerini camia menfaatlerinden üstün tutmaları ve biraz da görevlerine idealist yaklaşmamaları etkili oluyor.

O halde ne yapalım? Öyle ya sorunları sıralamak bir yana çözüm üretmek de lazım: Birinci soruna göz atacak olursak öncelikle küçülen pastayı sonra da her geçen yıl küçülen dilimlerini konuşalım isterseniz. Konjöktürel olarak ülkemize turist gönderen ülkelerin de ekonomilerinde reel bir azalma gözükebilir ama bizim ülkemizde de Euro ve dolar hatta sterlin geçtiğimiz yıllara göre neredeyse misli misli yükselme kaydetti. Ülkeye üç turist fazla gelsin diye ulusal paramızı yerin dibine soktuk nerdeyse. Oldu mu peki? Hayır. Demek ki daha etkili tanıtım ve pazarlama yapmamız gerekiyor. Çok değil 15-20 ülke gezdim ve hemen hepsinde Türkiye ile ilgili etkili ve çarpıcı hiçbir reklama rastlamadım. Ben gittiğim bu ülkelerde yaşayan biri olsam herhalde ben de adını duymadığım ve bilbordunu görmediğim bir ülkeye gitmezdim.

İkinci; bu kadar rehber mezun etmenin daha Türkçesi rehberlik bölümlerinin yüksek kontenjanlarla öğrenci alıp bunları piyasaya sürmesinin lüzumu ne? Bu yetmiyormuş gibi gelişigüzel düzenlenen rehberlik kurslarından hala mezun verilmesi. Hani, piyasa rehbersizlikten kıvranıyor ya… Turistler tur aldılar ama rehber bulamadıklarından turlar kalkmadı, iptal oldu ya… Kardeşim bugün gemi turlarının hemen çoğu private. Nerdeyse her 3-4 kişiye 1 rehber düşüyor ve hala evde oturan sezonda doğru dürüst tura çıkmamış rehber var. Üstelik sürekli İngilizce rehber mezunu vererek piyasadaki İngilizce rehber sayısını aşırı şişirmiş durumdasınız.

Üçüncü; her meslekte emeklilik var, bizde yok maalesef. Adam kendi kendini emekli edecek ki piyasadan çekilsin, eskinin yerine yenisi gelsin. Ama ne yazık ki; hemen her meslekte olduğu gibi bizde de insanlar 70’ine gelmiş dayanmış hatta geçmiş, torun-torba sahibi abilerimiz ve ablalarımız hatta amcalarımız, teyzelerimiz hala tur yapacağım, iş kapacağım diye yırtınıyorlar. Kazanacağını kazanmışsın bu yaşına kadar, Allah bereket versin! Allah hayırlısıyla yemek nasip etsin! Git evine dinlen, torun büyüt, emekliliğin keyfini çıkar, yaşlılığında hiç olmazsa bunca yıl bırakıp bırakıp gittiğin ailene biraz zaman ayır, onlarla vakit geçir. Hayatın tadını çıkar. Ağzında diş kalmamış, boynunda üç tane gözlük, elindeki baston olmasa zor yürürsün, az evvel dediğini az sonra unutuyorsun? Ağzında damak, dediğin anlaşılmıyor.

Artık tadında bırak, insanlar sana saygı duysun. Gençler, enerji dolu fıkır fıkır yeni mezunlar ekmek yesin, iş bulup, yuva kursun ve işsiz güçsüz kalıp bunalıma girmesin. Yaklaşık 77 milyonluk Türkiye’nin 19 milyonu genç nüfus ve sayının yüzde 16’sı işsiz. Bunların üçte ikisi de yüksekokul mezunu ve diplomalı. Sen 70 yaşında hala çalışmaya devam edersen 25 yaşındaki genç meslektaşımın tur alma şansı kalmıyor neredeyse. Oysa onların önünü açmamız lazım. Sen artık onla yarışmak değil ona bildiklerini öğretmek ve ona iş imkânı yaratmakla mükellef olmalısın. Onlara bildiklerini öğret; tecrübelerini paylaş. Sana hocam desinler, elimizden tuttu deyip dua etsinler. Mezara girinceye kadar çalışmak veya müzelik olmak zorunda mısın? Bu arada duayen rehberlere öğretim elemanı olma ve birikimlerini yeni rehber adaylarıyla paylaşma hakkı tanınmalı, bilgi ve deneyimlerin yeni gelenlere aktarılması sağlanmalıdır.

Dördüncü; odalar maalesef ya ehil ellerde değiller ya da bizi temsil edecek donanımda yönetim kurullarına sahip olamıyorlar tam manasıyla. Türkiye’de onbini aşkın rehber var ve baktığınızda neredeyse tamamı çalışıyor ya da en azından faal gözüküyor. Odaların sektör içindeki etkisine hiç de onbinleri ifade eden bir topluluğun temsilcileri gibi değiller. Tek yaptıkları, denetlemelerde özellikle kendi üyelerinin canlarını çıkarmaları, meslektaşlarını ezmeleri. Bunların yaptığını TÜRSAB yapmıyor. Yaptıkları tüm denetlemeler TÜRSAB’ın formatında ve onların işine yarıyor. Kokartsızsan sorun yok ama kokartlıysan seni o zaman bir sürü yükümlülük bekliyor ve müeyyidesi çok ağır olabiliyor. Yani kokartsız dolaş daha iyi, iyi mi? Daha az hışıma uğrarsın inan. Böyle bir şey var mı Allah aşkına? Boynunda kokart varsa, tüm yaptırımlar karşına çıkıveriyor bu sefer. Kokartın neden ters dönmüş? Gözükmüyor, neden görünür şekilde takmadın? Acente-Rehber sözleşmesine neden şunu yazmadın, boş bıraktın? Neden imza tam çıkmamış? Neden kaşe ve paraf ıslak değil? Neden ücret kısmını doldurmadın? Vsvsvs… Say say bitmez. Bunlar ki çok küçük ayrıntılar. Asıl önemli olan ben kokartlı resmi rehber miyim yoksa tamamen belgesiz yasa dışı mıyım…

Rehber yoldan binmiştir veya kapıda grubu almıştır ya da headset ile uğraşırken, bilet sayarken, para denklerken vs onlarca meseleyle uğraşırken üstüne giydiği süveterin veya yağmurluğun altında kalan kokartın tam görünmemiştir, acentenin gönderdiği evrak eksik veya hatalı çıkmıştır… Evrağı eksik koymuşlar diye otobüsten mi ineyim? Otobüsteki turistin suçu ne? Belgenin fotokopisi yoksa bunu turiste mi ödeteyim? Yahut müşteriye bir şey izah ederken bir şeyi yazmayı unutmuştur, dalgınlığına gelmiştir onca ayrıntının arasında, bunu ufak ayrıntıyı rehber hakkında ‘kaçak tur’ yapıyor diye işlem yaparak ve kendisini defalarca savunma yazdırtarak hatta olmadı mahkemede süründürerek mi ödetmek lazım? Daha ezberleyemediği ruhsatname numarası aklına gelmemiştir o an… Sen evrakta ezbere sorduğun çalışma kartı numarasını rehberin kokartına yazmış mısın ki? Bu gibi gereksiz ayrıntıyla meşgul olup, rehberlerin gerçek sorunlarını bir tarafa bırakan odalarımız ne yazık ki asıl yapılması gerekli işleri bir yana bırakıyorlar. Asıl kokartsız çalışanlarla, kaçak acentecilik yapanlarla uğraşmıyorlar, rehberin turlarda dolayısıyla turizmde ne kadar önemli olduğunu kamuoyuna vurgulamıyorlar. Sen kokartını almış sana üye olup aidatını ödeyen meslektaşını hırpalayacağına, onun hakkını yiyen kaçağa bakacaksın.

Kraldan çok krallık yaparak birilerine yaranacaklarını sanıyorlar. Kiraladıkları emekli polis ve uzman çavuşları üstümüze salıyorlar. Adam turizmin T’sinden hele rehberliğin R’sinden haberdar değil. Sanki dağda terörist kovalıyor, katil yakalıyor. Denetlemelerde rehbere, turistin önünde hakaret etmeler, kaba-saba davranışlar ve haksız muameleler, boynundaki kokarta yapışıp, yakışıksız davranış ve ithamlar… Öte yandan yabancı plakalı araçlar cirit atıyor. Mahalleli tur kaldırıyor. Ören yerlerinde ve müzelerde ne idiğü belirsiz insanlar toplanmışlar etrafına insanları anlatıyorlar.

Meslektaşlarım şunu diyeceklerdir; neden bizden başladın? Söyleyeyim: Çuvaldızı başkasına batırmamak için. İşe önce kendimizden başlamak sorunun parçası değil, çözümün parçası olmak için.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

İlginizi çekebilir

Altı Günde Altı Şehir -I-

Altı Günde Altı Şehir -I-

reklam rehber selçuk izmir
Tema Tasarım | OzTurk