ekip hali selçuk izmir
Ana Sayfa Gülçin Sağlam 17 Eylül 2015

Turistlerin yüzü suyu hürmetine


Ülkemizin gündemi malum ve benim umudum çok derin sularda yüzüyor ve açıkçası kıyıdan da görünmüyor. Hayırlısı diyorum…

Bugün Selçuk yoluna düşmek adına İstanbul’umuzun en değerli ulaşım aracı metroya bindim ve havaalanına gitmek isteyenlerin, yol bakım çalışmaları nedenli Yenibosna durağında inmeleri gerektiği ve bu duraktan transfer edilecekleri anons edildi. Ancak dikkatimi çekti, sadece Türkçe anons edildi. Sonuçta havaalanı yolcuları sadece Türklerden ibaret değil mi. Neyse, ben Yenibosna durağında inmek üzereyken yanımda yabancı bir çift turisti valizleri ile birlikte durmaya devam ettiklerini görünce yardımcı olmak adına havaalanı yolcusu olup olmadıklarını sordum ve tabiki öyle çıktılar. Bilgilendirdim ve birlikte indik. Ve yine sadece Türkçe anons devam etti ve dolayısıyla yardımcı olmaya devam ettim. Metroda kalan yabancı başka yolcu kaldıysa Allaha emanet yolculuklarına devam ettiler. Sorumluluklarını almakla kendimi zorunlu hissettiğim yabancı çifti sıkboğaz etmemek adına sadece yön gösterip kendi hallerine bıraktım; ancak tabi ki çaktırmadan takibimdeler. Sorumlu hissetmek hastalık gibi birşey. Ve beklerken, sahnelere kendini Kenyalı olarak takdim eden, İngilizceyi tarzanca konuşan bir amcam çıkıyor . Tarzanca konuşmasını nereye bağlanacak diye beklerken, Danimarkalı arkadaşlarım gargamelden sıkıldı haklı olarak. Ben, bizim sahte Kenyalıya ters ters bakıp , şirinlere sataşan gargamel muamelesi göstermeye başladım. Ve muhabbeti; Türkçe ,”beni Danimarka’ya götürün be abi”ye bağladı. Ve bizim gargamelin dayak vakti gelmişti. Dönüp adamı hak ettiği şekilde uyardım. O vakte kadar kimsenin sesi çıkmıyorken, kendilerine illa ki lider arayan ve lider olmadan kendi başına iş yapamayan halkımız birden kurt kesildi ve tek işaretimle adama saldıracak hale geldi. Neyse adam uzaklaştı ve transfer aracımız geldi, teşekkür faslı bitti ve bindik araca.

Çok acı. Doğru bildiğimizi savunmak, yanlışa karşı çıkmak, ezilenin yanında olmak için illa ki önder bekliyor olmak çok acı. Ve şu gerçek ki; eğer birşeyleri savunuyorken güçlü isen, kendine güveniyor ve tek başına da o işi becerebileceğinin sinyalini veriyorsan; herkes senin yanında. Ancak ezik ve güçsüzsen, kimse bulaşmıyor. Yardıma ihtiyacın yokken gelen çok,varken ise yok; yolda kadın dövene bulaşan yok. Ve o amcam bizim milletin tepkisizliğine bu kadar güveniyor ki o kadar rahatça ve bağıra çağıra bu işi yapabildi. Ne güzel değil mi.

Sonra indik Selçuk’a ve hala İzban sefilliği devam ediyor. Kimse bunu dile getirmiyor mu? Yoksa kimse umursamıyor mu? İkisi de vahim. Bu kadar mı memnunuz? Ya alt tarafı geçici bir köprü yapılamaz mı? Taşların arasından geçmeye nasıl tepkisiz kalınıyor? Tekerlekli sandalye kullananlar nasıl geçiyor? Bu kadar basit birşey niye yapılmıyor? Ama pardon, otopark sorunu yada her mahalleye bir kreş aciliyeti kadar öncelikli değil tabi. Şu dönem Selçuk’un ana sorunlarından bazıları; bunu binkez de olsa yazacağım; öncelik ve bilinç sorunu. Bunlar hallolursa diğer sorunların çözülmesi kolay. Ve bunun içinde sabırlı bir şekilde örnek olmak ve yolda tanımadıklarımızın dahil, bireysel eğitimlerine katkıda bulunmak şart. Ayrıca gargamelleri azınlık hale getirip yok etmek, seslerini çıkartmaya korkmalarını sağlamak. Bir deli çıkıp beni azarlayabilir korkusu gibi…

Ha çarşı içinde biricik sevgili belediye başkanımızı gördüm ancak yorgunluk nedenli jetonum köşelendi ve bu sorunu sormak aklımın ucuna bile gelmedi. Ha belki de farkında olmadan doğru olanı yapmışımdır. Sağ tarafımdaki “sakin Gülçin sakin ” diyen meleklerim bugünlerde izinli çünkü; sol taraftakiler mesai yapıyor; o nedenle mesai değişiminde bu görüşme daha idealdir.

Sonuç mu? her zaman söylediğim gibi; her gün sadece bir tane bile olsa başkası ve ilçeniz için, çıkarsız birşey yapmayı deneyin.

Tekrar altını çizmeden duramayacağım; sokaklarımızda bol miktarda sanatsal çalışmalar ile süslü yerlere çöp atmayın tabelaları görmek yerine , o kuğularımızı görmek yine çok dikkat çekici geldi bana; sanatla içiçe olan biri olarak.

Biricik çok sevgili ve aslında baktığında çok değerli, sanatsal ve çok ulu çalışmalar değil mi!!!! Ben biraz düşündükten sonra önlerinde saygıyla eğildim. Az yatırımla büyük kar. Çok iyi. Yapan kişinin kim olduğunu merak ettim; canı yürekten tanışmak isterim zat ile. Önünde saygıyla eğileceğim ve tanışırsam da yüzüne bilare söyleyeceğim detaylı olarak gerekçelerini… Eğer ilgili sanatçımız bu yazıyı okuyorsa ve bana ulaşırsa sevgili üstadım beni çok onurlandırır, çok memnun olurum. Yüz yüze görüşmek isterim…

Sn Belediye Başkanımız; her sokağa kağıt, plastik ve piller için ayrı çöp kutuları istiyoruz. Atık yağları da unutmayalım. Bunun için ve İzban çalışmaları bitene kadar bir küçük geçit için pankart mı sallamak gerekiyor bunu sorarım size bir vatandaş olarak. Selçuk halkının bu geçite ihtiyacı yok bunu anladım, mutlu mesut düşe kalka geçiyorlar. Ancak gelen yabancı turistlerin yüzü suyu hürmetine diyorum en azından. Böyle mi temsil ediyoruz. Kuğu aşkına, turistler aşkına… Ha aman yanlış anlaşılmasın kuğu meselesini çok dillendiriyorum ben. Çünkü çok girişimci bir çalışma aslında. Sanatçısı için çağrımı tekrarlıyorum buradan. Soracağım çok güzel sorular olacak kendisine, cevapları merak ediyorum. Bilgilendirirse etrafımdaki sanatçıları da ayrıca bilgilendireceğim bazı konularda. Malum bizim ülkede sanatçılar sersefil. Tamaaaamen duygusal yani!!!! Bizlerin girişimci ruh yönümüzü de ortaya çıkarttı ayrıca, üzerinden yaptığımız kritikler ile… Sağolsun, varolsun…

Bir de yine bana garip gelen bir durum; Belediye Başkanımız açıklama yapmış, belediye çalışanlarının sayısını arttırdığına dair. Zaten işim düşünce girip görmüştüm, geniş geniş çalışan arkadaşlar. İş stresi yok, rahat rahat, oh miss. Yani halk dilinde tercümesi; istihdama verilen önem ve halkımızın iş bulduğu için memnuniyeti. Nitelikli eleman yetiştirmek adına adımlar yerine, bolca memur almak. Aynı Yenibosna metrosunda ingilizce anons yapmayan belkide yabancı dili olmadığı için o anonsu yapamayan arkadaş gibi elemanlar. Peki bunun yerine daha verimli olabilecek şey, bölgemizde sgk ile de kısmen anlaşmalı özel bir hastahane açılamaz mıydı, açılamaz mı? Hala geç değil. İlla İzmir yada Kuşadası’na bağımlı mı olması gerekiyor Selçuk halkının?

Yakın bir zamanda Selçuk’ta yaşadığım başka bir olay;

Selçuk’a 29 Ağustos cumartesi günü geldiğimde, İstanbul’da unuttuğum ve içmemin zaruri olduğu bir ilacı eczaneden almaya gittiğimde reçetenin şart olduğu söylendi ve bende recete yazdırmak ıcın öğlen vaktı acile gittim ve acildekı kısa kıvırcıksaçlı bir bayan doktor, bana ilacı yazamayacağını ancak aile hekımlığınden yada poliklinikten yazdırabileceğimi söyledi. Bende “poliklinik nerede yanda mı yazdırayım” dedim. O da “hanfendiii bugun tatil ne polikliniği” diye söylenmesin mi!!! Ben şaşaladım beklemediğim bir tepki ve bu durumda benim elektrik gerilim hattı tavan tabi. “Peki ben bunu içmediğim için ölürsem ne olur” dedim.”Ölmeden evvel müdahale ederiz merak etmeyin” dedi. Ben daha da şaşırdım ve sinirden elimdeki kağıdı yırtıp attım. O an aklıma özel bir hastahaneye gitmek gelmedi sinirden; şaşırdım kaldım ve çok sevdiğim Öznur Hanım her zaman olduğu gibi yardımıma yetişti ve o gün ben bir şekilde o ilacı aldım içtim. Peki bu is bu kadar basit midir? Ben kendi imkanlarim ile hallettim, peki haftasonu reçetesi olmayip ,reçetesiz verilmeyen ilacı almak isteyenler ne yapacak?

Ben gerçekten bu soruma cevap almak istiyorum. Bu durumda özel bir hastahane bulmak midir tek çare,ya da tanıdık bir dost ? Ha özel hastahane de zaten Selçuk’ta yok o da ayrı.

Sonrasında bugün Selçuk Polikliniği diye geçen özel bir yere gittiğimde de tam teşkilatlı olmadıklarını gördüm. Laboratuar kısmı özellikle; Türk firmaları ile özel sağlık anlaşması bulunmuyor ve her alanda hizmet veremiyor. Bu demek ki; Ey Selçuk halkı, Kuşadası yada İzmir’e sığın, oradan yardım al demek.

Diyorum ya; garip bir şekilde yapılacaklar listesinin önem sıralamasında çarpışıklık var. Her mahalleye kreş adımını önceliğe alıyoruz ancak sgk ile kısmen anlaşmalı bir özel hastahaneye gelince adım yok. Ve bu duruma bir vatandaşın yorumu;Gülçin Hn at gözlüğü ile bakmayın diyor. Ben yine de diyorum ki; herkese ve herşeye rağmen durmak yok,doğru bildiğimiz yolda yola devam…

Sağlıcakla ,huzur ve sevgiyle; diktatör ruhundan uzak, bilinçli fertler ile güzel yarınlara ütopik bir ülkede… İnşallah…

Yorumlar (1 Yorum)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

İlginizi çekebilir

Amaç Mutasyona Uğramamak

Amaç Mutasyona Uğramamak

reklam rehber selçuk izmir
Tema Tasarım | OzTurk