ekip hali selçuk izmir
Ana Sayfa Serap Tekbıçak 21 Temmuz 2013

Toplumda Kadına Bakış

Toplumda Kadına Bakış

serap-tekbicak“ Erkeğin namusu olmaz, kadının namusu olur.” Bu cümle içinde yaşadığımız ataerkil toplumun temelindeki düşüncelerden başlıcası. Bu görüş, erkeği yüzyıllardır her yaptığının haklı olduğu konusunda destekledi ve hatta yapacağı her davranışın temelini oluşturdu. Ne isterse yapabilirdi; çünkü o erkekti!

Kadınlar konuşamaz, sevemez ve asla herhangi bir konuda görüş beyan edemez anlayışı, bunun tam tersini savunanları da bu genel görünüm karşısında ahlaksız ve ahlaksızlığını meşru göstermek bireyler gibi gösteriyor. Eğer bir kadınsanız ve siz özgürlüğü savunuyorsanız, erkekler karşısında eşit olmak gibi bir isteğiniz varsa bunu da açıklamaktan çekinmiyorsanız “ çok fazla okumanın böyle zararlı olduğu, kızların çok fazla okumamasının daha doğru olacağı hatta fazla okuduğu için artık mantıklı düşünemediği, eğer özgürlüklerin gerekliliğini savunuyorsa onun uygunsuz davranışlarını meşru göstermeye çalıştığı, artık ahlaksızlaştığı vb.” sözlerin muhatabı haline geliyorsunuz.
Kadın-erkek olarak değil de “insan” kelimesi çerçevesinde bir dünya görüşüne sahip olmak yaygınlaşmadığı sürece kadın haklarını savunmak ve bu konuda çalışmalar yapmak ne kadar başarılı olabilir ki!

Birlikteliklerin iki cinsin oluşturduğu bir durum olduğunu göz önüne alarak düşünmek gerekiyor. Bu durumda ‘namus’ kavramı sadece kadına ait bir kavram olamaz. Bu değer mevcutsa bunu savunan herkesin aynı şekilde davranması, yaşanan her ne olursa olsun bir göreceli yanlışın sadece kadına mal edilmemesi gerekir. O göreli yanlışa göre kadın her ne şekilde suçlanıyorsa erkek de aynı şekilde suçlanmalıdır.

Cemal Süreyya’nın sözleri genel bakış açısını ve isyan ettiğimiz düşünceyi en kısa şekilde anlatacaktır: “ Sevişti bir bakir ile bir bakire. Erkeğe milli dediler, kadına fahişe.”

Kadını duygudan yoksun, tamamen zevk objesi bir meta olarak gören bu saçma düşünce; evliliğin de kadına hizmetçi, kuluçka makinesi vb. görevleri yüklediğine inanıyor gibi bir durum söz konusu. Bu düşüncelerle evlenen erkeklerin de kadına bu amaçlarla yaklaşımı sonucu kadın ya ömür boyu süren bir azap çekiyor ya da daha çok ızdırap vereceğini bilmeden kendini çırpınırken buluyor. Pek az bir bölümü bu kötü durumdan kurtulup hayatını mutlu şekilde devam ettiriyor.

Bu ataerkil düşünce yapısının karşısına çıkan felsefi bir düşünce olan “feminizm” i bile kendi özgürlüğünü isteyen kadınlara yaptıkları şekilde aynı saldırganlıkla “erkek düşmanlığı” olarak lanse ediyor ve bu düşünceyi savunan kişilerinde (dini yapısı ağır basan bir toplum olduğumuz için) dini inancının zayıf olduğu, günahkâr olduğu vb. şekilde suçlanarak sözlerinin dinlenmesine de engel olunuyor.

Sonuç olarak bunun sebebinin cehalet ve kitap okumanın eksikliğinden kaynaklandığı düşüncesindeyim. Onlar okumaya düşmanlar, kadının okumasına da karşı bir tutumları var bu onların cehaletlerinin ortaya çıkmasından ve kadınları eskisi gibi köleleştirememelerinden korktuklarının göstergesidir diye düşünüyorum…

Oku! Düşün! Uygula!

 

Saygılarımla…

Serap Tekbıçak

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

İlginizi çekebilir

BABADIR O

BABADIR O

reklam rehber selçuk izmir
Tema Tasarım | OzTurk