site okul selçuk izmir

DOLAR 6,7590
EURO 7,3071
ALTIN 358,59
BIST 91.997
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 18°C
Gök Gürültülü
site belediye selçuk izmir

Op. Dr. Çamlı’dan ‘Corona virüs’ uyarısı: Çoğu sağlık kurumunda maske yok!

Op. Dr. Çamlı’dan ‘Corona virüs’ uyarısı: Çoğu sağlık kurumunda maske yok!
27.02.2020
A+
A-

Corona virüs tehlikesinin kapıda olduğunu belirten İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Op. Dr. Lütfi Çamlı, “Sağlık çalışanları için gerekli ekipmanların yeterince temin edilmesi gerekiyor. Çoğu yerde bu maskeler yok, varsa da sınırlı sayıda. Bu maskelerin özellikle sınır kentlerimize gönderilmesi gerekiyor. Sınır illerimizin üniversitelerinde corona saptama testlerinin yapılması gerekiyor” dedi.

İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Op. Dr. Lütfi Çamlı, Sonsöz TV’de yayınlanan Günaydın Ege programına konuk olarak katıldı ve Aslı Eren’in sorularını yanıtladı.

Op. Dr. Çamlı, dünya çapında binlerce kişinin ölümüne sebep olan Corona virüsü hakkında önemli açıklamalar yaparken, ülkemizdeki sağlık sistemi ve sağlıkta şiddet konularında da ciddi mesajlar verdi.

VİRÜS KAPIMIZA DAYANDI!

Çin başta olmak üzere çok sayıda ülkede ölümlere sebep olan Corona virüs hakkında konuşan Op. Dr. Çamlı, “Coronavirüs, 2002 yılına kadar önemsemediğimiz grip tarzı enfeksiyonların etkeniydi. Daha sonra saldırganlığı daha yüksek ve ölüm oranları daha yüksek bir virüs olarak karşımıza çıktı. Corona virüslerin en korkutucu şekilde karşımıza çıkması SARS ile görüldü. 2010’lu yıllarda Arap topraklarında Mers virüsü çıktı. O zaman da korkmuştuk bize de gelir mi diye ama o da önlendi. Daha sonra geçtiğimiz aylarda Çin’in Vuhan kentinde çözülemeyen bazı enfeksiyonlar ortaya çıktı. Bu enfeksiyon uzun süre tanımlanamadı çünkü hiçbir şeye benzemiyordu. İlk olarak bu virüse SARS-2 diyenler de oldu ama klinik gidişatı biraz farklıydı. 25 Ocak tarihine kadar bir önlem alınmadığı için çok sayıda insan virüsü kapmış oldu. 25 Ocak’ta karantina başladı. Virüsün en ilginç hastalığı çok hızlı yayılması. Ocak ayı başında tespit ediliyor ve şu an kapımıza dayandı. Tabii turizm ve ticaret gibi etmenler bunu hızlandırıyor. Çin dışında 33 ülkeye daha bulaştığını biliyoruz. Komşumuz İran’a gelene kadar belki korkumuz değildi ama şu an çok daha dikkatli olmalıyız” dedi.

KAYNAK YARASALAR AMA YARASADAN İNSANA BULAŞMIYOR

Virüsün kaynağı konusunda çeşitli söylentiler olduğunu ifade eden Çamlı, “Sosyal medya gibi ortamlarda çeşitli spekülasyonlar oluşuyor. Bu virüslerin biyolojik silah gibi üretilerek kullanıldığı ve Çin’in ekonomik yükselişi sebebiyle bu silahın uygulandığı söyleniyor ancak bunu kanıtlayacak en ufak kanıt yok. Corona virüsünün en önemli kaynağı yarasalar. Virüs yarasalara zarar vermeden varlığını sürdürüyor daha sonra farklı yere geçtiğinde mutasyona uğruyor. Daha sonra insana geçerek bir mutasyona geçiyor. Yarasada bulunan haliyle insana geçemiyor, mutasyona uğraması gerekiyor. Bu ara rezervuar da Çin’de bulunduğu için orada gözüküyor bu vakalar” diye konuştu.

İRAN ÖLÜMLER OLANA KADAR VİRÜSÜN VARLIĞINI GİZLEDİ

Corona virüsün bulaşma oranının düşük olmasına rağmen çok hızlı yayıldığını söyleyen Çamlı, “Kızamıklı bir kişi 15-20 kişiye hastalığı bulaştırabilir ancak bu hastalıkta bulaştırma oranı 2-3 gibi. Bu çok büyük bir bulaşma oranı değil. İran ölümler ortaya çıkana kadar bu hastalığı gizledi ve bu çok büyük bir hata. Bu hastalığı önlemek istiyorsak kurumların şeffaf olması gerekiyor. Herkesin uyarılması ve gerek vatandaşların ve gerekse komşu ülkelerin tedbirleri arttırması gerekiyor. Hastalığın gizlenmesi, virüsün bulaşması ve ölümlerin artmasındaki en önemli etken. Böyle virüsler o ülkelerin ithalatını, ihracatını, turizmini etkilediği için ülke ekonomisi sarsılabiliyor. Bunun için ülkeler saklamaya seçebiliyor” açıklamasını yaptı.

ÖLENLERİN YÜZDE 30’U SAĞLIK ÇALIŞANI

Sağlık çalışanlarının virüse karşı daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Çamlı, “Ölenlerin 3’te biri sağlık çalışanı. Bir göz doktoru öldü, bir hastanenin başhekimi öldü ve İran’da bir bakan yardımcısına biliyorsunuz bulaştı virüs. Bunun için sağlık çalışanları da özellikle dikkatli olmalı. Normal koşullarda bir aşının geliştirilmesi zaman alan bir süreç. Bazen 1-2 yıl sürebiliyor ama normalde 6-8 ay sürüyor. Tabii bazı gelişmeler aşı üretimini etkiliyor. Geçen kısa süre içerisinde aşı bulunduğu söyleniyor. Bu ortalığı sakinleştirmek için yapılan bir açıklama olabilir. Ama mesela Çin’de 10 bin yataklı hastane yapımı da birkaç gün içerisinde tamamlandı, bu da bu kadar kısa süre içinde mümkün gözükmüyordu ama yapıldı. Tabii aşılarda da yüzde yüz koruyuculuk sağlanamaz. Bazen aşı ile yüzde 60 bazen yüzde 95 koruyuculuk sağlanabiliyor. Tabii aşı o virüse karşı koruyabiliyor. Virüs bir süre sonra mutasyona uğruyor ve aşı etkisiz olabiliyor. Ben corona virüsü için piyasaya sunulacak olan aşıların güvenli olacağını düşünüyorum çünkü bir aşının gerekli testler yapılmadan piyasaya sunulması imkansız. Bunun için piyasaya sunulacaksa güvenlidir” ifadelerini kullandı.

İRAN’DAN GELEN UÇAK İÇİN KARANTİNA YERİNDE BİR KARAR

İran’dan tahliye edilen kişilerin Anakra’da karantinaya alınması konusunda konuşan Çamlı, “İran’dan gelen uçakta ateşi ya da şüpheli yakınmaları olan kişiler olması nedeniyle yolcuların Ankara’da izolasyona alınması doğru bir uygulama. Çünkü Çin’de bu hastalık çıktığında bir gemide bu hastalık oranı yüksek çıkmıştı. Bunun için sadece hasta olan kişilere değil, uçakta bulunan herkese bakılması iyi olacaktır. Virüsün ardından 5 milyon kişi oradan dışarıya çıktı ve virüs olsa bile kuluçka süresinde olduğu için rahat bir şekilde ülkelerinden çıkıp başka bir yere gidebildiler. Bunun için o uçaktaki herkese kontrol ve izolasyon uygulaması yerinde bir karar. 14 gün karantinada kalıp daha sonraki testlerde virüs saptanmaması durumunda kişilerin normal hayatına dönmesi doğru bir uygulamadır” dedi.

VİRÜS PLASTİK VE METALLER ÜZERİNDE 9 GÜNE KADAR YAŞAYABİLİYOR

Virüsün çeşitli yöntemlerle bulaşabildiğini söyleyen Çamlı, “Virüs İran’a gelip kapımıza dayanmış olsa da şu an ülkemizde saptanmış bir vaka yok. Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre şu an virüs yok. Eğer hastalık yoksa bir kere çok korkmaya veya tedbir almaya gerek yok. Maske takmak tabii diğer hatalıklar için faydalı olabilir. Virüs öksürme, hapşırma gibi reflekslerde bulaşabiliyor. Bu gibi durumlar için maske etkin bir yöntemdir ancak maskeler tek kullanımlıktır. Uzun süre takılması durumunda virüsün kendisi bile enfeksiyon kaynağı olabilir. Hapşıran bir kişinin yaydığı partiküller o adada 4-5 saat asılı kalabiliyor. Öte yandan temas yoluyla da virüs bulaşabiliyor. Bazı plastik ve metal ürünlerde virüsün 9 güne kadar yaşayabildiği biliniyor. Otobüs gibi yerleri tuttuğumuzda elimize bulaşan virüsü vücudumuza alabiliyoruz. Şu an bu tedbirleri almanın bir esprisi yok çünkü şu an Türkiye’de virüs yok. Öksüren ve hapşıran kişiler ıslak bir mendille ağzını kapatmalı ve o mendili tekrar kullanmalı. Bu gibi durumlarda ağzınızı kapatmak için elinizi kullanmayın, mendil yoksa dirsek içini kullanarak ağzınızı kapatın. Virüs olması durumunda aslında en iyi korunma yolu evden çıkarak mümkün olduğu kadar izole olmak. İzolasyonu iyi başaran ülkeler bu virüsten iyi şekilde korunabilecektir” açıklamasını yaptı.

ÇOĞU SAĞLIK KURUMUNDA MASKE YOK

Virüsün ülkemize gelmesi durumunda bakanlığın bir acil eylem planı uygulayacağını belirten Çamlı, “Bir uyarı yayınlandığını biliyorum. Erken tanı çok önemli. Çok iyi şekilde izolasyon yapılması gerekiyor. Şeffaflık da çok önemli bir konu. Saklanması hem kendi ülkenizde hem de komşu ülkelere yayılması için çok önemli bir etken. Virüs görülmesi durumunda bunun açık bir şekilde kamuoyuna aktarılması lazım. Gerekli tedbirlerin ardından hemen izolasyon işleminin yapılması gerekiyor. Sağlık çalışanları için gerekli ekipmanların yeterince temin edilmesi gerekiyor. Çoğu yerde bu maskeler yok, varsa da sınırlı sayıda. Bu maskelerin özellikle sınır kentlerimize gönderilmesi gerekiyor. Sınır illerimizin üniversitelerinde corona saptama testlerinin yapılması gerekiyor. Bu test her yerde yapılmıyor. Şu an şüphe durumunda Sağlık müdürlüğüne haber veriliyor. Müdürlükten gönderilen ekip şüpheli kişiden örnekler alarak Ankara’ya gönderiyor ve test burada yapılıyor. Bu testin daha fazla yerde yapılması gerekiyor. Mesela İzmir’de de bu testler yapılabilir. Koruyucu sağlık hizmetleri, sağlığın en önemli unsurudur. Hasta olduktan sonra kişiyi tedavi etmek çok daha zor ve maliyetlidir. Bunun için koruyucu sağlık hizmetleri çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

İLAÇ SANAYİİNDE DIŞA BAĞIMLIYSAK FİYATLAR YÜKSELECEKTİR

Yerli ilaç sanayimizin çok zayıf olduğunu söyleyen Çamlı, “ Cumhuriyetin erken döneminde tüm aşılar üretilebiliyordu, merkezler vardı ancak şu an o açıdan da sınıfta kaldık. Döviz kontrol altında tutulamıyorsa ve ilaç sanayisi de dışa bağımlıysa yüksek fiyatlar olacaktır. Ben yakında bir ilaç zammı da bekliyorum. Eğer dışa bağlı bir sağlık sektörünüz varsa bu yansıyacaktır. Eğer buna rağmen ilaç fiyatlarını belli bir fiyat sabitinde tutmaya çalıştığınızda bu kez ilaç sıkıntısı yaşlanıyor. Çünkü firmalar ilaçlarını o fiyatlara satmak istemiyor. Geçtiğimiz dönemde bu sebeple kanser gibi bazı hastalıkların ilaçlarında temin sıkıntıları yaşandı” dedi.

SAĞLIK SEKTÖRÜNDE KAR-ZARAR HESABI YAPILMAMALI

Şehir hastanelerine ihtiyaç olmadığının altını çizen Çamlı, “Önemli olan bakışınız ve niyetiniz. Sağlığı ticari bir faaliyet değil de insan odaklı bir faaliyet haline getirirseniz o zaman sağlıkta birçok sorun çözülür. Ancak bunu bir ticaret olarak görüp, kar-zarar hesabı yaparsanız sorunlar çıkar. Şehir hastanelerinde hasta yani müşteri garantisi veriliyor. Sizin insanları hasta etmemek için çalışmalar yapmanız gerekirken siz şehir hastanelerine yüzde 70 doluluk garantisi veriyorsunuz. Bunlara bu kadar para harcanacağına koruyucu sağlık hizmeti ile sorunlar çok daha ahlaki ve ucuz bir biçimde sorunlar çözülür diyoruz. Bir kere bizim neye ihtiyacımız var onu konuşmak lazım. Bizim 5 yıldızlı otel gibi hastanelere mi ihtiyacımız mı var yoksa kolay ulaşılabilir ve ücretsiz hastanelere mi ihtiyacımız var. Şehir hastaneleri farklı ülkelerde uygulanmış ve verim alınmadığı için vazgeçilmiş. Bu hastanelere 25 yıl boyunca biz vergi veren vatandaşlar kira vereceğiz. Bunlar milyon dolarlar ile belirlenen kiralar. 20 günlük kiralarla bir sağlık merkezi yapmanın mümkün olduğu ücretler bunlar. Ben böyle hastanelere ihtiyaç olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.

SAĞLIK SİGORTASI TAMAMEN GÜVENCE ALTINA ALMIYOR

Şehir Hastanelerinde vatandaşın cebinden önemli miktarda para çıkacağını söyleyen Çamlı, “Bu katkı paylarıyla bu işin yapılması mümkün değil. Sağlıkta artık insanların cebinden para çıkmaya başladı ve bu giderek de artacak. Sigorta sistemimize artık tamamlayıcı sigorta poliçeler girdi. Bu demektir ki sizin sağlık güvenceniz sizin sağlığınızı tamamıyla karşılamıyor ancak şimdi çeşitli ek poliçeler gerekiyor. Eskiden yurt dışında nakil yapılacak kadar detaylı bir sigortaya sahiptik ancak şimdi bu avantaj kaybedildi. Yakın gelecekte ödenen prim kadar güvenceye sahip olacağız” açıklamasını yaptı.

SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI MİTİNG YAPACAĞIZ

Sağlıkta şiddetin her geçen gün arttığını açıklayan Çamlı, “Ülkemizde hiç sağlık alanında hekimlik alanında bu kadar karanlık bir dönem yaşamamıştık. Sağlığa şiddetin en çok görüldüğü dönemindeyiz. Bakanlığın beyaz kod uygulaması var. Beyaz kod kullanım oranı çok yüksek ve beyaz kod her olayda kullanılmıyor. Sağlık çalışanlarının bir kısmı da uğraşmak istemiyor. Yakın geçmişe kadar günde 30 sağlık çalışanı şiddete maruz kalırken bugün 40-50 olayla karşı karşıya kalıyoruz. Sağlıkta şiddet giderek artıyor. Bakanlık gerekli önlemleri almıyor. 15 Mayıs tarihinde tüm çalışanların katılımıyla Ankara’da büyük bir miting yapacağız. Biz de İzmir’den bu mitinge katılım sağlayacağız. Sağlıkta şiddetin sona ermesi için ses vereceğiz. Mitinge katılmak için odamızdan ücretsiz otobüsler kaldırılacak” ifadelerini kullandı.
EGEDESONSÖZ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.