uludag eleman selçuk izmir
Ana Sayfa Asil S. TUNÇER 21 Ağustos 2012

Ölümün Giremediği Yer: ASKLEPION (1)

Arkeolojik ve yazılı kaynaklar antik dönemin tıp anlayışı hakkında çeşitli bilgiler sunmaktadır. Tüm bu bilgiler, antik dönemin hastalıkları, hasta profili, tedavi edici yöntemleri, tedavilerini uygulama biçimleri ve hekimleri hakkında döneminin sağlık anlayışını ortaya koymaktadır.

Erken Yunan tıbbına –Yunan Bronz Çağı, Minos ve Mykenai Kültürü- ilişkin kanıtlar yetersizdir. Arkeolojik bulgular, dönemin halk sağlığının önemsendiği, bunu için de kanalizasyon sistemlerinin iyi düzenlenmiş olduğunu göstermektedir. Yazılı kaynaklarda – İ.Ö 8 yy da Homeros’un Odysseia ve İlyada’sında- hekimlerin sosyal yaşamda iyi bir yere sahip olduklarına dair bazı bilgilere rastlanmaktadır. Ayrıca hekimlerin, dönemin kâhin ve rahiplerle aynı sınıfa sokulduğu belirtilmiştir.

Minoslular ile Mikenliler tıp alanında Mısır’la ilişki içindeydiler. Mısırlılarda ölü gömme geleneği –mumyalama- olarak ölen kişinin tüm organlarının dışarı çıkartılması gerekliydi. Bu durum insan organlarının gözlenip, insan anatomisi hakkında bilgi edinilmesini sağlıyordu. İlk dönemlerde gelişme gösteren anatomi ve fizyolojinin yanında cerrahi teknikler de paralel bir seyir izlemiştir. M.Ö 17 yy Edwin Smith Papirüsünde; baş, göğüs ve omurga yaralanmalarını içeren klinik cerrahi olgusuna dair bilgiler vardır. Bacaklar ve sfinkterde boyun omurgasının yerinden oynaması sonucu oluşan felç, ölümcül kafa yaralanmaları sonucu oluşan ateş ve zayıflama, temporal kemiğinin kırılmasına bağlı sağırlık gibi. Her hastalık muayene, belirtiler, tanı, hastalığın seyri ve tedavisi biçiminde metotlu bir şekilde anlatılmıştır. Bir diğer papirüste –Ebers Papirüsü- çeşitli hastalılardan bahseder. Başta kulak ve göz hastalıkları, bağırsak ve diğer organ bağırsakları, kol ve bacaklarda sertleşme- artrit-,  gibi hastalıklar liste halinde verilmiştir. Ayrıca ilaç tarifleri ve büyüsel tedavilerden bahsetmektedir. Bahsi geçen papirüslerde tanımlamalar klinik nitelik taşımaktadır. Mısır tıbbındaki başlangıçta görülen bilimsel nitelikli gelişmeler dinsel anlayışla hızını sonradan kaybeder, yerine batıl tedavi yöntemleri önem kazanır. Mısır tıbbının Erken Yunan tıbbını etkileyen yönü cerrahi, farmakoloji, jinekoloji gibi teorik değil pratik yanıydı.

M.Ö.5 yy.da Yunanlı tarihçi Herodotos hekimlerin sadece tek bir hastalıkla ilgilendiğinden söz eder. Göz, iç hastalıklar, bağırsak gibi alanlarda yeterli bilgi ve birikimleri olmadan uzmanlaşmaya çalışan hekimler tıbbın bilimsel gelişmesini engellemekteydi.

M.Ö 5. yy.ın sonu ile 6 yy.dan itibaren tıp alanındaki kuramsal çalışmalar Yunan tıbbının gelişerek diğer kültürlerin tıp anlayışından ayrılmasını sağladı. Demokedes, Alkmaion, Anaksagoras, Empedokles gibi ünlü hekimler geliştirdikleri tıp kuramları ile Yunan tıbbının tıp felsefesi ile bir arada gelişimine katkı sağlamışlardır.

Alkmaion yazılarında anatomik gözlemlere yer vermiştir. Tıp alanına en önemli katkısı Sağlık kavramıdır. Vücut sağlığı temel sıvıların uyumuna bağlı olduğundan söz eder. Sıvıların nitelikleri –soğuk, sıcak, kuru, nemli gibi- vardı. Sıvılardan herhangi birinin artışı veya azalışı tüm dengeyi bozar ve hastalık ortaya çıkar. Bu kavramı, Hipokrat’ın sıvılar kavramının temelini oluşturmuştur.

Empedokles de sıvılar ve elementler öğretisini geliştirmiştir. Evrendeki canlı veya cansız her şey dört kök ya da elementlerin (hava, su, ateş, toprak) değişik oranlarda karışımından oluşmuştur.

Anaksagoras tıp alanında beslenme konusunda kuramı ile katkı sağlamıştır. Kuramına göre sindirim sırasında besinlerden gözle görünmeyen bazı tohumlar salınmakta idi. Bu tohumlar vücudun farklı bölümlerinin yapısına katılmaktaydı.

Ancak tüm bu kuramsal çalışmalar zamanla tıbbın yanında pratik yanın gelişmesine engel olmaya başladı. Tıp öğretilerinin felsefi yaklaşımlardan ayrılarak gelişimi sürdürmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Bu gelişimi sağlayan ve tıbbın babası olarak nitelendirilen Hipokrat’tır. Hipokrat, M.Ö 5 yy ikinci yarısında yaşamış çok ünlü bir hekimdir. Yaşamı hakkındaki bilgiler yeterli değildir. Sokrates’in çağdaşıdır. Corpus Hippocraticum adlı yapıtı batı tıbbının temelini oluşturmuş ve kendinden sonraki tıp düşüncesini büyük ölçüde etkilemiştir. Yapıtında anatomi, fizyoloji, diyet, tedavi, klinik tanımlama, patoloji, cerrahi, kadın hastalıkları, doğum gibi birçok alanda bölümlere vardır. Yapıtında dört sıvı öğretisi vardı. Kan, balgam, sarı safra ve kara safra. İklim veya diyet gibi etkenlere bağlı birinin artması ya da azalması vücut sağlığını bozduğunu belirtir.

(Sürecek…)

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

İlginizi çekebilir

Geçmiş Zaman Olur Ki

Geçmiş Zaman Olur Ki

reklam rehber selçuk izmir
Tema Tasarım | OzTurk