ekip hali selçuk izmir
Ana Sayfa İbrahim Soğutmaz 23 Mayıs 2015

Neden MHP?

Neden MHP?

Bu yazıyı herhangi bir parti gözlüğü ardından değil, insan hak ve onuru; eşitlik ve sadelik ve ulusal özgürlük gözlüğü ardından okuyunuz.

Genel seçimlere az bir vakit kaldı, tüm vekil adayları meydanlara indi. Halk ile kucaklaşıyor, sohbet ediyorlar. Belki de bir daha göremeyecekleri kişilerle halk; yarın görüşecekmiş sıcaklığı ile sohbet ediyor, dertleşiyor. Biraz hüzünlü komedi anlayacağınız. Siyasi Partiler Kanunu ile Seçimlere ilişkin mevzuat değişmeden girilen klasik seçimlerden birine gidiyoruz yine. Seçmenin küçük Anadolu şehirleri dışında seçtiği kişileri, ailelerini yahut da hatıralarını bilmediği adaylara oy vereceği türden seçim yani bu.

Tek tek partilere dönecek ve inceleyecek olursak; ilk kez bu seçimlerde iktidar partisi AKP’ nin vaatleri konuşulmuyor. Zaten artık mazlumu da oynama durumları kalamadı. Zira emeklinin beli bükülmüşken, tarım işçisinin yerine Suriyeli kişilerin çalıştırıldığı bir ortamda emekçinin de iflahı kesilmişken; onlar konuşur AK Parti yapar sloganını ileri sürmek, daha doğru bir slogan olurdu ve kaderi İlahi, bu sloganı seçtiler. Netice olarak muhalefet neyi eleştirdi ise Ak Parti yaptı ve sonunda işsizlik ve üretimsizlik tavan yaptı.

Partilerin oy oranları sıralamasından gidecek olursak, sıra CHP’ de. Ben Deniz BAYKAL’ ın lider olduğu dönemde büyüdüm. Yani hepimizin alıştığı ve içine sindirdiği ulusalcı-Atatürkçü çizgiden ödün vermeyen, kendi içerisinde tutarlı bir siyasal partiydi bu. Tabi ben 12 Eylül dönemi sonrası nesil olduğumdan CHP, benim için Orta öğretimde öğrendiğim Kurtuluş Savaşı ve İlk Dönem Cumhuriyet Tarihi tadında bir parti gibi geliyor, eğitim müfredatına uygun olduğundan dolayı sempatik bulurdum, ailemde solcu olmamasına ve karşı sokakta büyütülmeme rağmen.

Ancak Sayın Kılıçtaroğlu’ nun CHP’ si için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. CHP ile ilgili söylediğim ilk paragraftaki sözlerin aksini söylemek mümkün. Mesela Sayın Kılıçtaroğlu ile Deniz BAYKAL’ ı kıyas ettiğimde tabiî ki siyaseten; Deniz Bey’i daha tutarlı buluyorum, devlet adamı çizgisi olan ve popülist tavırlar içerisinde olmayan bir lider izlenimi veriyor. Sayın Kılıçtaroğlu, CHP’ yi bildiğimiz CHP olmaktan çıkardı, ulusalcı kimliğini sildi, zaten aday listeleri tetkik edildiğinde Parti’ nin klasik Ege seçmeninden oy alabilmesi zora girdi. Zira Ege seçmeni ulusalcı çizgisini her daim hissettirmiştir, CHP bu hali ile ulusal-sol çizgiden oy alamaz halde. Yani CHP, yeni Ecevit’ini bulana kadar Orta Anadolu ve Ege ile barışamaz bir yola girdi.

Gelelim benim mensubu olduğum MHP’ ye. Ailem Demokrat Parti kökenli, bunu ilçemizde bilmeyen yok. Ben ilk aktif MHP’ liyim aile içindeki, bir çocuk değişir dünya değişir cümlesinin yaşayan örneğiyiz anlayacağınız. Hani her gencin gönlünde yatan ancak şu ya da bu nedenlerden dolayı, bir türlü yanaşmadığı partinin tam göbeğinden, hayatımın baharında girdim siyasete. Benim için bir duygusallıktı, tüylerin diken diken, gözlerin hafif yaşlı ancak bu duygusallığa inat 10. Yıl Marşında dediği gibi “göğsün tunç siperi” olduğu bir duruştu. Mesela gizliden sınıfta parmak kaldırdığım esnada hocanın görmezde olduğu bir anda serçe parmağımı da kaldırdığım ve içimden tebessüm ettiğim bir duruştur. Milliyetçiliğin kutsal olduğu bir dönmede büyüyüp, ayaklar altına alındığı bir siyasal ortama milliyetçi kulvardan siyasete girmekte tabi ki daha hoş bir durum ve tat bıraktı bu fakirde.

Bu duygusal kısa anlatımdan sonra günümüz siyasetine dönersek, MHP bildiğimiz ve inandığımız Türkiye’nin teminatı bir partidir. Zira iki rakibi de Anayasal değişimlerden, federal sistemden ve başkanlık sisteminden dem vurmakta, biraz Amerikanvari bir ev ödevini hazırlamanın derdine düşmüş öğrenci gibi aileleri olan toplumumuzdan yardım beklemektedirler, öğretmenleri kırık not vermesin derdindeler. MHP’ nin ekonomik politikası ve ekonomi üzerine adayları malumunuz ki, güçlü. Üretimin hayal olduğu ve yıpranan bir ülkeyi, yeniden küllerinden kaldırmaya çalışacak, tüketim çılgınlığı ve gevşekliğe sürüklenmiş insanımızın özlediği onurlu bir mücadeleye girişecek.

İthalat ile ihracat arasındaki tutarsızlığın çığ gibi büyüdüğü, halkın borç denizinde yüzdüğü, basına özgürlüğün Ö sünün kalmadığı ve AB ülkelerini bırakın- coğrafyamızdan en fazla tutuklu gazetecinin bulunduğu bir ülke halinden, Adalete olan inancın bittiği bir ülkeden çıkabilecek miyiz sonunda bu kabuslar parodisi bitiyor mu Allah’ım?

Yeri gelmişken İslam Konferansı eski Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu’ nun da MHP adayı olduğunu hatırlatmak aslında Sayın Bahçeli’nin, liderlik özelliğinin hatırlatır. Sayın İhsanoğlu’nun adaylığı sıfır çözüm haline gelen Sınır Arap ülkeleri ve Akdeniz Havzası Arap Ülkeleri ile aramızı tekrar eskisi gibi iyi bir seviyeye getirecektir. MHP iktidarında terörün T si anılmayacağı gibi Türk Milletinin onurunu ve gurunu kıran şaklabanlıkları da izlemeyeceğiz şok şükür, utanmadan haber izleyebileceğiz nihayetinde. Örneğin yaşı küçük ama talihli yeni iş adamlarının akıl almaz yükselişi de olmaz. Olmaz çünkü matematik bilimi ortada iken ve ülkedeki Vergi Usul Kanunu mevcut halde iken bir ayda hızlı yükselişler rüyalarda olurda ondan.

Ecdadımızın Saraylarında terörist başının mesajları okunmayacak. Mesela terörist heykellerinin dikildiğini görmeyeceğiz. Sayıştay raporları yeniden TBMM de dikkatlice tetkik edilebilecek yani raporlar TBMM ye gönderilebilecek. Yargı mensuplarının güvenliğinin kalmadığı bir ortamdan kurtulacağız, Adalete uzanan baskı son bulacak ve böylece tüm kavimlerin helak olmasına neden olan adaletsizlik günahından kurtulacağız. Bu günün MHP’ si dünün Kuvva’ sıdır. Tek çözümün var Türkiye; tek çare MHP.

Yorumlar (2 Yorum)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

İlginizi çekebilir

CHE İLE GANDHİ

CHE İLE GANDHİ

reklam rehber selçuk izmir
Tema Tasarım | OzTurk