Geçtiğimiz günlerde medyayı işgal eden konuların başında geliyordu 19 Mayıs törenlerine ilişkin alınan karar. Buna göre başkent dışındaki il ve ilçelerde bugün anladığımız manada kutlamalar ve törenler yapılmayacak. Birçok cepheden tepkiler alan bu kararın, büyük oranda destek gördüğünü de belirtmeden geçemem.
Karara kim kızdı diye düşünmek bu yazının ana fikrini ortaya koyacak nitelikte. Milliyetçi camia büyük oranda karara tepkili, ulusalcılar ise bana kalırsa istisnasız bir şekilde hem de oldukça endişeli bir tavırla bu kararı kınıyor. Tabi ki bir de içten içe fesat bir güruh var ki onlar bu milletin hangi geleneği zarar görse veya hırpalansa mutlu olurlar. Onlara satır dahi ayırmıyorum. 19 Mayıs törenleri hakkındaki fikirlerimiz oldukça önemli. Çünkü bu kararın bir benzerinin 23 Nisan törenleri için, 29 Ekim törenleri için çıkmaması mümkün değil. Bu ilk dönemeçte verdiğimiz karar belki diğer törenlerinde seyrini etkileyecek.
19 Mayıs törenlerine gelince, herkesin muhakkak bir şekilde içerisinde bulunduğu, katıldığı bu törenler genel itibariyle her yerde aynı kutlanır. Tek fark, törene layıkıyla hazırlananların yaptıkları gösteriler daha başarılıdır. Aklımdan kendi katıldığım törenleri geçiriyorum da aynen şu şekilde olurdu. Nisan ayının son haftasından itibaren okula bir şekilde gitmezsiniz. Ya dans grubundasınızdır, ya bando ekibindesinizdir ya da başka bir aktivitenin içinde. Asosyal bir öğrenci iseniz de diğer arkadaşlar sınıfta değil provalarda olduğundan siz yine okula gitmezsiniz. O yorucu ve kavurucu sıcaklarda ya da bölgeye göre soğuklarda çalışırsınız. Tüm bu çalışmalar sırasında içinizde bir neşe olmaz. Bayram sabahı ayrıdır tabi. Jilet misali derler ya aynen öyle giyinir erkenden okulunuza gidersiniz. Bandolar çalar ve tören alanına askeri bir nizam ile yürünür. Ayağınızda siyah olması zorunlu kunduralar, üzerinizde son düğmesine kadar ilikli gömlekler, sımsıkı bağlı kravatlar ve marifetli annelerin ellerinden çıkmış tek çizgi pantolonlar. Binlerce anne, baba, sıradan vatandaş sizi bekler tören alanında. Onları öyle görünce içiniz bir hoş olur. Mesela ilginç bir ayrıntıdır benim için, ne zaman o tören alanına gelsem, Edip Akbayram’ın söylediği, Nazım Hikmet’in kaleme aldığı “Güzel günler göreceğiz çocuklar” şarkısı çalardı. Bu da İzmirli olmanın bir mecburiyeti herhalde. Törenler başladıktan sonra ise iki cami arasında kalan beynamaz misali bir tablo karşınızdadır. Bir yandan milli duyguları kabartan şiirler okunur, diğer yandan yüzlerce gencin manasız kıyafetler içerisindeki manasız hareketlerini izlersiniz. O dakikadan sonrası artık o bölgenin beden eğitimi öğretmenlerinin vicdanına kalmıştır. Olurda milliyetçi birkaç hocaya denk gelirseniz belki zeybek bile izleyebilir mehteranlar ve marşlar dinleyebilirsiniz. Aksi olursa curcuna başlar. Şu kadar söyleyebilirim ki yüzlerce kızın yabancı şarkılarda dakikalarca dans ettiğine mana veremediğim bir şekilde şahit oldum. Tabi ki yine belirtmek gerekir ki, bu gösterinin dahi ertesinde harika bir tarihi canlandırma izleyebilirsiniz. Kimliksizdir sizin anlayacağınız bu törenler bana kalırsa. Hele bir de son sahneleri vardır ki, kaymakam, garnizon komutanı ve belediye başkanının önünden menemen bardağı gibi dizilir de öyle geçersiniz. İtiraf etmem gerekir ki orada bile duygulanırdım. Nizam ve disiplinin gereği olarak bu faaliyetleri benimserdim. Tören bitince de bize kalan büyük bir yorgunluk, belki bir gün daha tatil ve birkaç anı olurdu.
Bu şekilde özetleyebilirim 19 Mayıs törenlerini. Peki, kaldırılmalı mı diye sorarsanız ise şu cevabı veririm. Atatürk’ün gençliğe hediye ettiği 19 Mayıs bu şekilde kutlanmaya devam edecek ise kaldırılmalı. Ben o törenlerde hiçbir zaman hediye aldığım hissine kapılmadım. Ama siyah kundura giymeyen birçok arkadaşımın dakikalarca azarlandığına da şahit olmuşumdur. Hitler’in Almanya’sı gibi, Stalin’in Sovyetleri gibi bugünkü Kuzey Kore’nin törenleri gibi bir anlayışa hizmet edecek ise bu törenler, kaldırılmalıdır. Bu anlayış sözde milliyetçilerin, Atatürk Milliyetçiliği adı altında milliyetçiliğe düşmanlık edenlerin eseridir. Nitekim bu törenlerin gençlere milli şuur aşıladığı falan da yoktur. Öyle olsaydı bugüne dek 19 Mayıslarda üst üste kule yapanlar toplansa halimiz böyle olmaz, milli şuur bu zor dönemi yaşamazdı. Her şeyin yerinde ve doğru olduğunu düşünecek olsam bile tam bir ay boyunca gençlerimizin harcadığı zamanın ve emeğin neticesi milli şuur sahibi olmak ise; inanın çok daha düzenli ve bilinçli yollardan bu şuurlandırma okullarda gerçekleştirilebilir ve başkaca yollar ile 19 Mayıslar gençlerimiz için bayram havasına büründürülebilir. İşte o şartta yetişen bir gençlik tüm endişeleri boşa çıkaracaktır.
Bu törenler kaldırılmalı diyorum ama bu fikrimde başarılı bir ikameden bahsediyorum. 19 Mayıs’ı tüm gençler için manalı, sevindirici, düşündürücü ve gururlandırıcı bir hale getirmekten bahsediyorum. Bu değişikliklerin yapılmasını kesinlikle mümkün görüyorum. Beşerli sıra yapıp yürüyemeyen gençlere bile oldukça akrobatik hareketler yaptırmayı başaran bu çalışmaların bahsettiğim doğrultuda yoğunlaşmasının önemine dikkat çekiyorum.
Aslına bakılırsa, çok insan bu yazdıklarımdan çok daha farklı düşünmüyor. Onlar sadece Ak Parti Hükümeti’nin eliyle bu değişikliğin yapılmasından rahatsız. Özellikle milliyetçi çevrenin bu hissi taşıdığına inanıyorum. Ancak burada bir noktaya dikkat çekmek lazım. Yanlış kişilerin, başkaca amaçlar içerse de görünürde yaptığı doğru hareketler karşısında bilinçsizce durmak sadece onları haklı çıkaracak ve ellerini kuvvetlendirecektir. Sizin karşı duruşunuzun ertesinde size yöneltilen eleştiriler ise kendinizle çeliştiğinizi ortaya çıkaracak ve daha da zor durumda kalacaksınız. Bu milletin kendisi olan Türk milliyetçileri, bu görüşlerin önünü açmalı hatta bizatihi kendisi dillendirmelidir. Bu tutum milletimiz için de önemlidir. Nihayetinde Türk milliyetçilerinin ağızından bu konularda çıkan her söz çok daha meşru, çok daha iyi niyetlidir ve bu halkımız tarafından da bilinmektedir.
Osman Ertürk Özel
..
Online: |
39 |
|
Bugün: |
444 |
|
Dün: |
1656 |
|
Toplam: |
183058 |
|
Ip: |
38.107.179.209 |
|
saçmalıktan başka hiçbirşey deyil 19 mayıs törenleri kalkarmı bazı ……… bunu cadılar bayramı gibi saçma sapan günlerle karıştırıyorlar heralde akıllarını başına toplasınlar bunlar bizim milli bayramlarımız ….
sarı öküz hikayesi ilk öküzü verirsek sıra son öküze de gelecektir
aslında sorun 19 mayıs 23 nisan 29 ekim değil… zaman mekan imkan ve insan ortaya çıkarır herşeyi… bunlara sadece insanın amacını zamanın sonucunu eklemek kalıyor… işte o zaman herkes veya herşeyin varlık sebebi alenen ortaya çıkacaktır.. kime niyet kime kısmet deyip geçmemek gerekir yani…!!!