Hangi musalla temizler sizi

30 Kasım 2018 günü havuz medyanın büyük çoğunluğu dışında, birkaç muhalif gazete ve ekranda ‘’Ergenekon kumpası resmen çöktü’’ haberini mutlaka okumuş veya izlemişsinizdir değerli okuyucular.

Yani kendi şahsımda öğünmek için söylemiyorum, ama bu yargı kararı göstermiştir ki biz haklıydık.

Yaklaşık 10 yıl öncesinden, bu köşede; Fethullah denilen din bezirganı CIA uşağı bir alçağın, devleti ele geçirmek için adım adım ve büyük bir sabırla uğraş verdiğini haykırdığımı, sürekli okuyucularım mutlaka hatırlayacaktır. Burada yıllardır yazdığım, Fethullahçı terör örgütünün ülkeyi ve devleti ele geçirmek için uyguladığı plan ve eylemlerini tekrarlamaya gerek yok sanırım. Artık herkes her şeyi biliyor.

Ancak geçmişte ve bugün aynı şehir, aynı mahalle ve belkide aynı sokakta her gün karşılaştığımız ve yoğun olarak konuşulan siyasilerin dışındaki kesimde yer alıp , ‘’sokaktaki vatandaş’’ diye nitelediğimiz zevat için, yazı başlığı itibariyle biraz da sitem sınırlarını aşan birkaç sözüm olacak değerli okuyucular.

Zira o zevattır ki; Fethullah’ın CIA tarafından görevlendirilmiş tetikçileri, hergün bu ülkenin vatanperver evlatlarını bin türlü iftira ile ‘’terörist’’ yaftalamasıyla zindanlara kapatırken suspus olmuş ve büyük bir gaflet halinde olanlara sadece seyirci kalmıştır.

Korktuğu, sindiği için suspus olanları geçtik. Hergün Fethullah alçağına hizmet eden gazetelerin ve haber kanallarının, sayfa sayfa çamura pisliğe bulanmış iftiralarını, sohbet ettiği ortamlarda ‘’Ateş olmayan yerden duman çıkmaz’’ ifadesiyle yorumlayacak kadar hiyanete bulanmış olanlara ne demeli peki?

Bunlardan bir tanesinin, bir gün oturup sohbet etiğimiz sırada; TSK’ya kurulan kumpastan bahsetmem üzerine;‘’Savunma bana bunları, teröristin biri ordunun en tepesine kadar gelmiş, (Satılmış Fetöcü savcı ve hakimlerin, terör örgütü lideri diye niteleyip hapse attığı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’dan bahsediyor) bak camide namaz kılacakken bombalayacakmış insancıkları!’’ dediğini çok iyi hatırlarım değerli okuyucular. O gün itibariyle kendisine; ‘’Sen ya salaksın, ya da sırf desteklediğin adamların yanında görünmek için çırpınan aymaz bir yalaka’’ deyip sohbeti de kesmiştim. Bu şahıs; 15 Temmuz Kalkışması sonrasında hiç utanıp sıkılmadan, yüzü zerre kadar kızarmadan ve inanılmaz bir pişkinlikle demokrasi nöbetlerinde bulunduğu sıra, bana bakarken gülümseyebiliyordu değerli okuyucular.

Yaşadığım bariz bir örneğin ardından, o günlerde yazdığım ve haber sitelerinde yayınlanan yazılarımın altına, salyalara bulanmış yorum bırakan zevatı da unutmayalım. Hatta yorumlarında, ‘’bu davalarda bir tuhaflık var, böyle delil olmaz’’ demeye korktukları için, başta TSK olmak üzere, iftiraya uğrayan tüm kurum ve kişilerle ilgili abuk sabuk eleştirel konular bulup, suçlayabilmek için nasıl çırpındıklarına da şahit olmuşumdur. Zaten o kadar korkaktılar ki; çoğunluğu yorumlarının altına isimlerini yazmak yerine, çakmak hasan kibrit hüseyin türünden nicklere sığınıyordu.

Bu gün bunların çoğunun sokakta, kahvehanede, bakkalda, berberde, kasapta vs. yada rastlaşacağınız her yerde size demokrasi dersi verip, en fanatik cemaat düşmanı rolünde bir tiyatro sergilediğinden de eminim.

İşte bugün itibariyle resmen çökmüş olan Ergenekon kumpaslarının en büyük vebali, her gün aynı şehirde yaşadığımız ve o dönemde ülkesinin üzerine kurulmuş ihanet oyununu göremeyecek kadar kör, gafil ve hıyanete bulanmış o zevattır değerli okuyucular.

Bu zevat ki; Devletin en mahrem sırları kozmik oda işgaliyle ele geçirilirken, o işgalcileri seyretmiş ve daha da ötesinde kahraman(!) diye alkışlamıştır.

Bu zevat ki, kumpas sürecinde zindana kapatılmış Yarbay Ali Tatar’ın onuruna yediremeyip intihar etmesi üzerine etek öpücü, kalemiyle birlikte onurunu satmış bir gazeteci müspettesinin ‘’Hesap vermeden nereye gidiyorsun’’ yazısını bile; ölenin ardından arsızca, kuduza dönüşmüş hastalığından doğan salyalarıyla yapılmış bir saldırı diye yorumlamak yerine, merhum Ali Tatar’ın suçunu bildiği için intihar ederek kaçtığı yönünde yorumlamıştır.

Dolayısıyla değerli okuyucular, seneler öncesinde haykırdıklarımızın gerçek olduğunun anlaşılması ve bizim haklı çıkmamız ne yazıktır ki bizi mutlu etmediği gibi; aynı şehri, aynı mahalleyi ve aynı sokakları paylaştığımız bazı insanlarında, bu şer odaklarına karşı vaktiyle sessiz kalmış olmasından, adım adım tertiplenerek uygulamaya konmuş ihanet dolu plan ve kurgulara seyirci kalmasından büyük bir utanç duyuyoruz.

O dönemin Bakanlar Kurulunda bulunan Hüseyin Çelik; Fethullah terör örgütü maduru Generallerden bahsederken ‘’Kazurat’’ ifadesini kullanıyor, bu yazının muhatabı zevat büyük bir aymazlıkla buna sessiz kalıyordu. Yine Fethullahçı terör örgütünün, özellikle yargıya sızmış devlet kurumlarındaki kravatlı eşkiyaları, binlerce insanı işinden, eşinden, aşından, çoluk çocuğundan ve hatta bazılarını canından ediyorken; yine aynı kesim aynı körlükte, aynı gaflet ve hıyanet içinde olanlara ses çıkarmadığı gibi, büyük bir arsızlık içinde aynı cümleyi, kin ve nefret kokusu sarmış ağızlarından kusuyorlardı değerli okuyucular; ‘’Ateş olmayan yerden, duman çıkmaz’’

30 Kasım itibariyle, ortada ne ateş ne de duman olmadığı ortaya çıktı. Herşeyin, başını kalemini satmış yandaş ve yalaka gazetecilerin çektiği iftira çetesinin yalan haberleriyle tozu dumana katmasından başka bir şey olmadığı anlaşıldı.

Dolayısıyla, yine yazı başlığına dönerek bu yazının muhatabı zevata sesleniyorum;

Yine de Allah bilir ya; günde bin kere abdest alıp 15 vakit namaz kılsanız, on bin kere hacca gitseniz, elinizi gök kubbeden başınızı secdeden eksik etmeseniz de faydası yok. CIA uşağı bir terörist bu vatanın o mukaddes evlatlarını katlederken, sırf kendi menfaat ve huzurunuz bozulmasın diye ses etmeyip; iftira denilen o pisliğe battınız ya hani, helallik alıp temizleneceğiniz bir musalla yok bu dünyada.

Ne diyeyim, ateşiniz bol olsun…

Hüseyin Taşyakan

Yorumlar (1 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

  • Adem YİĞİT :

    2018-12-09-18:16

    AMİN İNANKİ ALLAH BÜNLARI CENNETİNE KABUL ETMEZZZZZZ

Tema Tasarım | OzTurk