ekip hali selçuk izmir
Ana Sayfa Hüseyin Taşyakan, Manşet Haber, Üst Manşet 31 Aralık 2016

CAN PAZARI!

CAN PAZARI!

Bilenler bilmeyenlere açıklayabilir. Ayrıntısıyla öğrenmek isteyenlerse Türkçe sözlüğe başvurup, bugün Türkiye’nin içinde olduğu durumun başlıktaki ifadeyle birebir örtüştüğünü görecektir.

Her ne pahasına olursa olsun RTE ile AKP’nin avukatlığını yaparak, at gözlüğüyle dolaşan malum kesim kabul etmeyecektir ama; Cumhuriyet tarihi boyunca gelmiş geçmiş hiçbir siyasi iktidar döneminde, son 14 (on dört) yıl içindeki kadar, yine yukarıdaki başlığa uygun kolay ve pisipisine ölüm vakalarına tanık olmadık, içimiz hiç bu kadar yanmamıştır değerli okuyucular.

O kadar ki, beceriksiz ve basiretsiz siyasetçilerden vuku bulmuş AKP cenahının neden olduğu kayıplarımızı burada başlıklar halinde saymaya kalksam sayfalar dolusu bir doküman okumak zorunda kalırsınız. Ancak ben bunların canımızı en çok yakan, toplum vicdanını ağlatan terör olaylarıyla verdiğimiz kayıplar üzerine olanları, daha doğrusu bu kayıpları yaşamamıza neden olan politikaları bir kez daha hatırlatmak isterim.

Bir kez daha diyorum, çünkü daha önce defalarca hatırlatmış olduğum da malumdur ki; bu ülkede ciddi bir kesim, bugün ülkenin dört bir yanını mateme boğan ölümlerin baş sorumlusunun kimler olduğunu bildikleri halde, büyük bir pişkinlikle bilmezden gelip üstelik arsız bir yüzsüzlükle başkalarına çamur atmak yolunu seçmektedir.

Ahlaklı bir toplum olmamızın önündeki en büyük engel olup, bu husustaki yüz karamız konumundaki bu güruhu ayıplarıyla başbaşa bırakıp, nereden nereye geldiğimizi hatırlayalım isterseniz…

İktidar olur olmaz birinci vazifeleri olarak, sayesinde TBMM’ne girdikleri Cumhuriyetin altını oyup, ülkeyi bütün kurumlarıyla bir islami devlet haline getirmeyi seçen kafa, bu uğurda bölgenin bütün terör örgütleriye haşır neşir olup, Türkiye’ yi bugün içinde olduğu bataklığa kadar sürüklemeye neden olmuştur.
 
İktidara geldiklerinde sıfır noktasına kadar düşmüş PKK terörünü, sözde AB kriterleri kapsamında uygulamaya soktukları açılım safsatasıyla tekrar yükselişe geçmesinin önünü açmışlardır. Özellikle içinde bulunduğumuz yıl içerisinde Güneydoğu’ daki çatışmalarda terör örgütünün kullandığı silah ve cephanelikler, ihanet noktasındaki bu açılım politikalarının güdüldüğü dönemde oluşturulmuştur.
Azıcık ahlak ve vicdanı olan hiç kimse unutmamıştır ki; bu rezil açılım sürecinde örgüt militanları bu ülkenin sınırları içerisinde (Güneydoğu’da) yol kesip kimlik kontrolleri yapmış, karakol noktaları oluşturmuş, kendilerince mahkemeler kurmuş, örgütü simgeleyen paçavraların asılı bulunduğu sözde şehitlikler kurmuştur.
Hepsini bir tarafa bırakın değerli okuyucular, bu iktidar Pensilvanya’daki o yobaz caninin bir dediğini iki etmediği dönemde; bu ülkenin askerini, polisini, çoluk çocuk demeden sivil vatandaşını vurup katleden katilleri tanık yaparak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ordusunu itibarsızlaştırıp, Genel Kurmay Başkanı’ na kadar general ve komutanlarını zindanlara kapatmıştır. Bu noktada ise asıl hatırlanması gereken ayrıntı şudur ki; orduyu tasviye edip terör örgütünün gelişip güçlenmesine sebep olan süreçteki kumpas davaları için ‘’ben bu davanın savcısıyım’’ diyen birisi, bu gün devletin en tepesinde oturmaktadır

30 yılı aşkın bir süredir boğuşmakta olduğumuz PKK terör örgütü yetmez gibi; meydanlara çıkıp ‘’ben BOP eş başkanıyım’’ diye diye dolaşan birinin hırsları yüzünden, IŞİD’ i, PYD’ si, El NUSRA’ sıyla Orta Doğu’ nun ne kadar terör örgütü varsa hepsinin hedefine oturtulduğumuz gerçeği de altı çizilmesi gereken bir başka önemli ayrıntıdır değerli okuyucular.

Ayrıca, bu ülkenin Başbakanlık makamında oturmuş birinin, IŞİD terör örgütü için ‘’Terörist değil, öfkeli çocuklar’’ ifadesini kullanmış olmasını da, AKP gürühunun basiretsiz ve beceriksiz politikalarıyla bu ülkeyi nasıl bir belaya sardıklarını göstermesi açısından hatırlanması gerektiğini düşünüyorum.

Özetle, 14 yıldır Türiye’ yi RTE’ nın iradesi altında AKP iktidarı yönetiyor değerli okuyucular. Türkiye 14 yılda yaşadığı acıları başka hiçbir dönemde yaşamadı. Başka hiçbir dönemde bu kadar canımız yanmadı, sokaktaki vatandaşımız, polisimiz, içerde ve dışarda görev yapan askerimiz hiç bu kadar ölümle iç içe yaşamadı.  Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde onlarca, yüzlerce insanımız (bir çoğu hayatlarının baharında) toprağa düşmedi.

E şimdi bu can pazarını kim kurdu diye soran varsa eğer söyleyelim.

“Cezalandırılmamış bir suç kadar, hiçbir şey cesaret verici değildir’’  sözünden yola çıkarsak eğer, bu kan gölünün tek başına sorumlusu asla tek başına AKP iktidarı değildir. Başından beri bütün feryad figan uyarılarımıza rağmen, sırf menfaati, huzuru bozulmasın diye susanlar, bunun ötesinde kendi bedensel varlığından başka hiçbir ideali ve onurlu duruşu olmayan güce tapan yanaşma ve yalaka takımı bu kanlı can pazarının en önde gelen sorumlusudurlar. Zira iş bu noktaya kadar gelmeden önce, ihanete varan eylem ve söylemlerin hesabı yargı yolu ile sorulabilseydi, bu hesabın sorulmaması için yargının dizayn edilmesine‘’yetmez ama evet’’ aymazlığıyla seyirci kalınmasaydı, belkide bu gün ülkemizin her köşesinde şehit cenazelerine ağlayan bir toplum olmayacaktık.

Ha bir de muhalefetin hakkını da yemeyelim değerli okuyucular. Kaybettikleri onca seçime rağmen, hiç utanıp sıkılmadan koltuklarında oturabilen Kılıçdaroğlu ile Bahçeli’ nin , içinde bulunduğumuz bu rezil sürecin önde gelen aktörlerinden oldukları da muhakkaktır.

Siz başarısız muhalefet dersiniz, Ben’se göreve itaat derim. Çünkü bu kadar yıldır yaşananlara rağmen, hallerinden memnun koltuklarında oturmalarının yegane sebebi, AKP’ yi iktidarda tutmak vazifelerinin gereğini yapıyor olduklarından dolayıdır diye düşünüyorum.

2016’ yı işte böyle bir ortamda uğurluyoruz değerli okuyucular. 2017’ nin bu ülke için umut olmasını diliyorum diyeceğim ama; bu yılın kendisiyle ilgili  değil, sizinle ilgili bir durumdur. 2017’ yi umuda, aydınlık yarınlara çevirecek olan sizsiniz.

Bunu başarabilmek için de mesela, ilk adım olarak önünüze gelecek olası bir Başkanlık referandumunda, bugüne kadar işlenmiş tüm suçların cezasız kalmasını sağlayacak bir yanlışa değil, çocuklarınızın geleceğine karar verebilirsiniz.

Aksi halde tarih sizi, çocuklarının utanç duyduğu bir nesil olarak yazacaktır.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

İlginizi çekebilir

Cennetin öteki adı: Gebekirse

Cennetin öteki adı: Gebekirse

reklam rehber selçuk izmir
Tema Tasarım | OzTurk