ekip hali selçuk izmir
Ana Sayfa Serap Tekbıçak 13 Aralık 2013

BABADIR O

BABADIR O

serap-tekbicakBabadır o… Baba… Bir ömrü bir kelimeye nasıl sığdırabilir bir insan ? Dört harf neler neler ifade eder de bilmeyiz bunu. Her yürek baba olmayı kaldıramaz aslında. Her insan bu yükü taşıyamaz.

O yaptı ! Beş çocuğa babalık yaptı, sağlığı el verdikçe… Dağ gibi bir adamdı. Tek eliyle dünyayı kaldırırdı, yiğit , kaç yaşında olursa olsun civan bir delikanlıydı; babaydı !

Sesini hatırlamadığım bir anıydı çoğu zaman. Bir çocuğun hele ki kız çocuğunun ilk aşkıdır derler ya yalan! O ilk aşkım değil , örneğimdi benim, aşktan öte bir şeyimdi. Annemi taklit etmedim , onu taklit ettim her zaman. Onun gibi oturdum, onun gibi yürüdüm ve onun gibi harmandalı oynadım ben.

Küçüktüm ; ama sesinin güzel olduğunu hatırlıyorum… “Ormancı” ,”Ham meyvayı kopardılar dalından” , “Denizin dibinde hatcam” vs. türlü türküler vardı repertuarında… Sesi güzeldi, yanık , içli… Ama nasıldı hatırlamıyorum… Hissettiklerim aklımda, sesi değil…

Kızdığımı hatırlıyorum babaanneme, babamın sesini kaydettiği kasetleri kaybetmiş diye.. Hala da kızgınım.

Yaz akşamları, köydeki kahvenin önünde beraber oturur beklerdik annemlerin tütünden dönmesini, o türkü söylerdi ben dinlerdim. Tekne kazıntısıyım ya bünyesi zayıf, o daha küçük diye bir şekilde sıyrılırdım tarla işlerinden. Ben babamın berber dükkanının çırağıydım. Yerleri , dolapları , aynaları ve malzemeleri bir güzel temizler ; sağ avucumu açardım… Harçlık vaktiydi, hak edilmiş harçlık vakti! Hele ki günlerden cuma ve mevsimlerden yazsa… Dondurmacının karşısına dikilmek için daha da hevesliydim…

Babamın pala bıyıkları vardı , hani neredeyse Hulusi Kentmen gibi… Berberdi ya bıyıklar özenliydi, terzi kendi söküğünü dikemezmiş falan palavra; o öyle güzel tıraş olurdu ki…

Bol paça pantalonu ütüsüz olmazdı, bakımlıydı… Eee ne de olsa yılların bıçkın ve çapkın delikanlılığının alışkanlığı vardı !

Çok içerdi aslında ; ama asla kendini kaybetmezdi… Sarhoş olduğunda çoraplarını yıkatır , para verirdi ; ama bana yıkamasam da para verirdi , evin kazan dibiydim ben

Çok paramız olmadı hiç bir zaman; ayda yılda bir alınan kıyma ile yemeği babam yapardı… Çok da güzel yapardı , ben neden sık sık yemek yapmıyor diye içten içe hayıflanırdım. Annem de güzel yemek yapardı tabi ki ; ama nedense babam yapınca daha başkaydı…

Hayatımın babamla geçen on yılını anlatabilirim , ilk beş yılda kendimi çok fazla bilemdiğim için belki de sadece geriye kalan beş yılı… Sonrasında ne babam ne de biz mutlu olduk… Anlatamam!

Mutluluk dediğimde aklıma , küçükken bana alınan beyaz, üstü dantelli beyaz çoraplar ve kırmızı bir çift ayakkabı geliyor… O beyaz çorapları annem giydirdiğinde sevinçle odada koşarak tur attığımı hatırlıyorum. Babam gülüyordu. Bir çocuğun bir çorap için bu kadar sevinmesi saçma mıydı yoksa o da mı sevinmişti anlamamıştım.

Güldüğünde korkardım aslında, o heybetli adam gülünce farkında değildi ama daha da heybetli oluyordu…

Şimdi yine heybetli; ama mutsuz… On beş yıllık bir mutsuz… Bütün aile mutsuz.. Ve üzülüyorum ; sesini benim gibi o da unutmuş.
Serap TEKBIÇAK

Selçuk Haber Facebook Sayfamızı Takip Ediniz ! Takip Etmek İçin Sayfayı Beğenmelisiniz!  Tıklayın ! 
https://www.facebook.com/selcukhaber

Selçuk Haber Twitter Sayfamızı Takip Ediniz ! Takip Etmek İçin  Tıklayın ! 
https://twitter.com/selcukhaber

Yorumlar (1 Yorum)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam rehber selçuk izmir
Tema Tasarım | OzTurk