ekip hali selçuk izmir
Ana Sayfa Asil S. TUNÇER 24 Aralık 2014

AYASULUK KALESİ –I-

AYASULUK KALESİ –I-

asil-tuncerAyasuluk Tepesi

Selçuk-Efes Antik Kenti’nin son kurulduğu yer olarak bilinen Ayasuluk Tepesi’nde 1990 yılından beridir yapılan kazılar Efes’in tarihinde güncelleme yapmamıza neden oldu. Öyle ki; yaygın kanı olarak M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan’dan gelen kolonistler tarafından kurulduğu varsayılan Efes’in aksine çok daha öncelere, Neolitik Çağ’da yani M.Ö. 7000’de bile var olduğu ve Ayasuluk Tepesi’nin M.Ö. 2000’den sonra ilk Efes yerleşmelerinden birine ev sahipliği yaptığı ortaya çıktı. Hitit İmparatorluk Dönemi’nde Batı Anadolu’da, Hititlere yarı bağımlı Arzawa-Mira Krallığı’nın başkenti olan Apasas’ın da Ayasuluk Tepesi’nin tam kendisi olduğu anlaşıldı.

Peki, bu bilgileri kimden alıyoruz? Sayın Yrd. Doç. Dr. Mustafa Büyükkolancı’dan. Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Hocamız bize Orta Tunç Çağı’na ait açmaları göstererek kentin tarihinin bilinenden çok eskilere dayandığına ve çok farklı dönemlerde farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığına işaret ediyor. Mustafa Hoca, buraya yıllarını verdi. İlk kitabının 1990’lı yılların sonunda çıktığını ama kazılara 1970’li yılların sonundan itibaren başlaığını hatırlıyorum. Kazı Evi’ne konuk olduğum ilk günden bugüne Hoca’dan dinlediğim Aziz Yuhanna Bazilikası ve Ayasuluk Kalesi kazıları ile ilgili bilgiler, kalınca bir kitap meydana getirecek zenginlikte.

ayasuluk1c

Mustafa Hoca, anlatmayı ve paylaşmayı çok seven birisi. Gayet alçakgönüllü ve karşısındakini dinleyen, konuşan kim olursa olsun, bilse bilmese ona saygı gösteren çok idealist ve üretken bir bilim adamı. Daha rehberliğimin ilk yıllarından beridir kendisinden Kale ve Aziz Yuhanna Bazilikası hakkında çok şey öğrendiğimi itiraf etmeliyim. Kazı sonrası Mustafa Hoca, hemen eve gitmez. Kazı Evi’nde öğrencileriyle uzun saatler oturur, konuşur, tartışır ve yeni bulguları onlarla birlikte değerlendirir. Ben de adeta bir öğrenci gibi Kazı Evi’nde ekibinin konuşmalarını, Mustafa Hoca’nın açıklamalarını dinlerim. Fırsat bulduğumda kafamdaki soruları kendisine yöneltir, değerli yanıtları dağarcığıma kaydederim.

ayasuluk1

Kazı Evi’nde çok hoş bir ortam var. Arkadaş canlısı ve çok konuksever bir ekiple birlikte olmak ve onların kendi aralarındaki sohbetlerine kulak kabartmak çok doyurucu bilgiler edinmek benim çok zevk aldığım şeylerin başında geliyor. Kesintisiz çay ikramı ve bilgi dolu tartışmalar adeta bir açık hava arkeoloji okulu niteliğinde. Öğleden sonra esen imbat, hışıl hışıl sallanan okaliptüs yaprakları ve üstü çizim ve evrak dolu tahta masa etrafında da kazı ekibi. Tümgünün yorgunluğu gözlerinden okunuyor ama onlar gün boyu elde ettikleri çıkarımları arkadaşları ve hocalarıyla paylaşmaya namzetler, hazırlar.

ayasuluk1b

Her biri kendi alanında uzmanlaşma yolunda, özverili ve idealist bu gençler geleceğin değerli arkeologları olacaklar; buna hiç şüphem yok. Onların arasında, her konuşulanı, yapılan açıklamaları pürdikkat dinleyen ve tartışma sonunda konuyu toparlayıp karara bağlayan, günün sonuçlarını değerlendiren Mustafa Hoca’nın ağzından çıkanları tek tek not alan ben. O notları akşam evde bir kez daha tekrarlayan ve yeni sorularla ertesi gün Kazı Evi’nin yolunu tutan yine ben.

Neden bu kadar bu kazılara önem veriyor, zaman ve çaba harcıyorum? Ayasuluk Kale ve müştemilat kazıları çok önemli de ondan. Efes’i, Aziz Yuhanna Bazilikası’nı ve Ayasuluk Kalesi’ni daha iyi anlamak ve kafamdaki soru işaretlerini olabildiğince en aza indirmek. Hepsine cevap bulmayı çok isterdim ama Mustafa Hoca bile bazı soruların tam yanıt bulmasının henüz olası olmadığını söylüyor. Eee o halde bekleyeceğiz. Yalnız Ayasuluk Kalesi ve Aziz Yuhanna Bazilikası son kazılarla çok mesafe kat etti. Ülkemiz kültür varlıklarının en üst değerlerinden olan Ayasuluk Kalesi ve dolayısıyla Efes’in arkaik ve geç dönem yerleşimi ile ilgili çok değerli verilere ulaşıldı; karanlık çoğu nokta aydınlatıldı.

ayasuluk1a

Efes’in Tunç Çağları…
Daha 1990 yılına kadar Efes’in tarihi M.Ö. 1300’lü yıllara kadar iniyordu. Ta ki; aynı sene İç Kale yakınındaki Dış Kale Doğu Bizans sur duvarlarının onarımı sırasında Orta Tunç Çağı’na ait seramikler çıkmaya başlayıncaya kadar. Onarımlar durdurularak hemen İstanbul Üniversitesi Prehistorya bölümüyle irtibata geçiliyor ve ortak bir tabaka kazısı yapılıyor.

Buradaki açmalarda Orta Tunç Çağı‘na ait yangın geçirmiş bir tabakaya rastlanılıyor ve kazıda bulunan tüm kaplar M.Ö. 1900-1800 yıllarına tarihleniyor. Biz bu bulgularla direk olarak bir anda 500-600 yıl geriye gidiyoruz. Bu çok önemli bir gelişme. Böylece Efes’in Orta Tunç Çağı’nda en önemli yerleşmesinin Ayasuluk Tepesi’nde olduğu kanıtlanıyor. Bu çalışmalar 10 yıl öncesine kadar yaklaşık 15 yıl boyunca sürdürülüyor. Anlaşılıyor ki; Bizans Dönemi’nde İç Kale’nin yapımı ve daha öncesine ait tabakalar, dolayısıyla yerleşim kayalık zeminde tutunamayıp aşağıya doğru kaymış ve sonraki yerleşimlere ait tabakaların daha altta olmasına neden olmuş.

ayasuluk2

M.Ö. 1900-560 yılları arasında Efes çevresindeki en önemli yerleşim olan Ayasuluk Tepesi’ndeki Efes kentidir. Dolayısıyla bugünkü Kale’nin olduğu yerdir çünkü Efes çevresinde bu döneme ilişkin buluntular şimdilik yoğun olarak Ayasuluk Tepesi ve buna bağlı kült yeri olan Artemis Tapınağı’nda yoğunlaşıyor ve bölge buluntu veriyor. Lydia Kralı Kroisos, M.Ö. 560’da Efes’i alıncaya kadar kent Ayasuluk Tepesi’ndeki yerini muhafaza ediyor. Yalnız 1050’deki kolonistlerin yerleştiği bugünkü Efes’in Akropolü’ndeki yerleşimi saymazsak. Daha sonra Kroisos’un zorlamasıyla Artemis Tapınağı çevresinde yeni bir yerleşkeye, kent oluşumuna tanık oluyoruz. Kroisos Efes’i olarak da tanımlayabileceğimiz bu kent şimdilik 4 m derinde, kazılmayı bekliyor.

KONICA MINOLTA DIGITAL CAMERA

Helenistik Dönem Kale Surları…
Kale’de yapılan kazılar esnasında elde edilen bir başka bulgu da Kale’nin hemen dışında Güneydoğu köşesinde 1990 yılından sonra yapılan kazılarda saptanan, Orta Tunç Çağı tabakalarının yaklaşık 1,5 m üzerinde dışı büyük blok taşlarla yapılmış kalın bir sur duvarının ortaya çıkarılması oldu. 2007 yılında duvarın dışında yapılan kazılarda ele geçen Helenistik Döneme ait amforalar bu duvarların tarihlenmesinde çok yardımcı oldu. Anlaşılan İskender’in generallerinden Lysimakhos bir yandan yeni Efes kentini kurup sur duvarlarıyla çevirirken öte yandan kentin yakınındaki stratejik tepelere gözetleme kuleleri inşa ettirmişti. Gayet akıllıca.

ayasuluk4

M.Ö. 4. yüzyılda buradaki limanın dolmasıyla kentin yer değiştirdiğini, işte sonunda evlat katili olan Lysimakhos’un M.Ö. 300 yıllarında Efes’i karşıya yani bugünkü ziyaret ettiğimiz yere taşıdığını hatırlayalım. İşte bu Helenistik Dönem Efes kenti Roma Çağı’nda güçlü ekonomisiyle Asia Eyaleti’nin ticari başkenti oluyor. Bu bir önceki yerleşimin tamamen terk edildiği anlamına gelmiyor tabi ki sadece nüve yerleşim ve merkezi eksen kayıyor. Zaten bu dönemde Ayasuluk Tepesi’nde Efes’in kuzey ve doğu bölgelerini kontrol eden askeri amaçlı bir kale ya da sur duvarının varlığı İç Kale çevresindeki kazılarda bulunan sur duvarı temelleriyle netlik kazandı.

Lysimakhos, akıllı bir adam ama kurduğu kentin tam sefasını süremeden terk-i dünya eyliyor maalesef. Bu sonu biraz da kendi hazırlıyor sanki. Evlendiği ikinci karısı, birinci karısından olma öz oğlunu öldürmesi konusunda Lysimakhos’u ikna ediyor ki taht yolu kendi oğluna açılsın. Tam bir Kanuni, Hürrem ve Şehzade Mustafa vakası burada yaklaşık 1170 yıl önce vukuu buluyor. Ahh, bu ikinci kadınların entrikaları… Ne diyelim? Tarih tekerrürden ibarettir sözünü bir kez daha hatırlıyoruz.

Neyse, biz konumuza geri dönelim. Lysimakhos Efes’i ya da diğer bir deyişle Helenistik-Roma ve Erken Bizans Dönemi Efes, Geç Antik Çağ’da gerileme sürecine giriyor, M.S.7.yy’da limanının dolup kullanılmaz hale gelmesiyle tekrar yer değiştirmek zorunda kalıyor. Bundan sonraki Efes kenti yine eski yerinde, ilk Efes’in kurulduğu Ayasuluk Tepesi’ne geri dönmüş oluyor. Bunda belki de en büyük etken olarak Ayasuluk Tepesi’nde Hz. İsa’nın en sevdiği havarisi ve İncil yazarı Aziz Yuhanna’nın yerleşik olması, İncilini burada yazmış ve son nefesini yine burada teslim etmiş olması düşünülüyor. Bu mezar daha doğrusu üzerine inşa edilen devasa kilise de dolayısıyla yine burada bulunuyor ve yeni yerleşimin önemini kat ve kat arttırıyor.

Aziz Yuhanna Bazilikası olarak da bildiğimiz bu Hac Kilisesi’ne ileride değineceğiz. Dediğim gibi Selçuk’ta Ayasuluk Tepesi’nde inanılmaz güzel şeyler oluyor.

ayasuluk5

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

İlginizi çekebilir

Berlin, Berlin –III–

Berlin, Berlin –III–

reklam rehber selçuk izmir
Tema Tasarım | OzTurk