uludag eleman selçuk izmir
Ana Sayfa Hüseyin Taşyakan 4 Aralık 2013

Allah’ın Sopası Yok

kalem-selcukhaber”Lağım patladı, çirkef akıyor”
Gözlerinin içine bakıla bakıla yalan söyleyenlerin, ona buna iftira atanların riyakârlığına aldanıp; sandık başına gidenlere kalsa yine hiç bir şey olmayacaktı değişen. Bu ülkede aymazlık içerisindeki malum kesimin, yine seçim üzeri kendilerine vaat edilen palavradan menfaatler uğruna ve de aman benim aşım, işim tehlikeye girmesin de, ülke ne hale gelirse gelsin bencilliğiyle önümüzdeki seçimlerde de sandığa gidip, ülkeyi bu hale düşürenlere oy verecek olacağından adımız gibi eminiz. Zira onlar için ülke menfaatlerinden evvel gelir kendi çıkarları. İşte bu noktada yazı başlığı da oldukça manidar bir önem taşıyor değerli okuyucularımız. Allah’ın sopası yok gerçekten ve zaten bu deyim anlamı itibariyle tam olarak şöyledir; ”Tanrı’nın insanlara, hakkaniyetini insanlar gibi yada onların usulüyle değil kendi yöntemleriyle ulaştıracağını vurgulayan gerçek”. 
İş yine sandığa kalsa, ama aylardır konuşulmasına rağmen YSK’nın dahi zerre kadar üzerinde durmadığı ABD mahsulü hileli seçim sayım programı, ama yine yıllardır alışık olduğumuz, kitleleri korkutmak üzerine güttükleri tehdit ve şantaj politikaları sayesinde, bunlar belki de yine iktidar koltuğuna yapışık kalacaklardı. Ama hesaba katmadıkları bir şey vardı ki o da her gün, sadece insanların inancını sömürmek ve bu yoldan kendilerine rant veya menfaat sağlamak için riyakarca adını kullandıkları Allah’ ın, adaletiydi. Yüzeysel olarak baktığınızda dershanelerin kapatılması üzerine patlayan ancak gerçekte iktidarı ele geçirmek üzerine patlayan bir kavga bütün hesapları alt üst etti.

Yıllarca bu ülkeye kendi istedikleri rejimi getirmek için kolkola girerek yapmadıkları kalmadı. iktidara geldiklerinden beri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin tüm kurumlarını F tipine çevirdiler ki; bunu geçtiğimiz günlerde kendi milletvekilleri (Şamil TAYYAR) bile Emniyeti nasıl Fethullahçılarla doldurduklarını anlatarak itiraf etmiştir. Yine kolkola girerek beraberce ürettikleri sahte belge, kanıt ve düzmece iddianamelerle onlarca insanı bir daha sağ olarak dışarı çıkmamacasına zindanlara kapattılar. Bu ülkenin şanlı tarihini ve o tarihi yazanları aşağılamak, halkın gözünde küçük düşürüp onları unutturmak ve akılları sıra ellerinde bulundurdukları iktidar gücü marifetinde jop, biber gazı, gözaltılar ve öldürmeye varacak darp ve şiddet yoluyla onların yerini almayı hayal ettiler. Gerçi Türk halkı 23 Nisanlarda, 29 Ekimlerde ve özellikle 10 Kasımlar da Pansilvanya’ daki din tacirinin suratına da, onun Türkiye’ deki (rant ortaklıkları sorunsuzca devam ederken) sevgili kardeşlerinin suratlarına da bu hayallerinin bu topraklar üzerinde asla gerçekleşmeyeceği gerçeğini şamar gibi vurmuştur.

Sözde dershane savaşı olarak birbirine girenlerin sayesinde, bu ülkede AKP iktidarı boyunca ne dümenler döndüğünü bir bir öğreneceğiz değerli okuyucular. Zira karşılıklı menfaatleri bozulan bu taraflar, şimdi karşılıklı olarak birbirlerinin suçunu deşifre etmeye başladılar. Daha bir kaç gün önce Fethullah denilen din tacirinin yandaşları tarafından 2004 teki MGK belgesinin yayınlanması sayesinde öğrendik ki; Ergenekon ve Balyoz davaları aslında, (bizim de yıllardır iddia ettiğimiz gibi) Fethullah Cemaati ve AKP iktidarının ortak çalışmasında Cumhuriyeti sahipsiz ve müdafasız bırakıp yıkma teşebbüsüdür. Zira bahsi geçen (irticayı bitirme planlı) belgede Abdullah GÜL ve R.T.ERDOĞAN’ ın da imzası varken; o belgede imzası bulunan askerlerin  (dışarıya ancak cenazeleri çıkabilsin kindarlığıyla) müebbet hapis cezasına çarptırıldığı bir ortamda,  çocukları bile bu ülkede adaletin varlığına inandıramazsınız. Hele ki; bu belgenin Fethullah yandaşlarınca deşifre edilmesinden sonra, bulduğu her fırsatta bağırıp çağırıp, esip gürleyen RTE’ nın sergilediği sükûneti de kimseye anlatamazsınız.

Değerli okuyucularımız göreceksiniz ki önümüzdeki günler daha da şenlikli geçecek.  Bunu şu yaşadığımız günlerde AKP iktidarı ve R.T.ERDOĞAN’ a karşı cemaatin safında duran ve TSK ile Kemalist aydınların üzerine oynanan ihanet senaryosunun başyazarlarından Mehmet BARANSU’nun RTE na yönelik ”daha evdeki dosyayı açmadım” tehdidinden de anlıyoruz. Aslında bu gün itibariyle yaşanan bu cemaat-iktidar kapışmasını birebir anlatan muhteşem bir Mevlana deyişi vardır ki; ben o cümleyi burada kullanmayacağım değerli dostlar. Ne yapalım ki biz, kendisi gibi düşünmeyenlere saldırganca kin güdenlere aynı seviyeden cevap vermeyi öncelikle ahlak anlayışımıza yakıştıramayız. Ancak illaki bu gün yaşananları anlatacak bir ifade kullanmamız gerekirse, bunun en yakışığını, SÖZCÜ Yazarı Mehmet TÜRKER 1 Aralık 2013 Pazar günkü yazısında ”Lağım patladı çirkef akıyor” şeklinde kullanmıştır.

Sonuç olarak değerli okuyucularımız bu gün itibariyle yaşananlar ne dershaneler kalsın mı kapatılsın mı kavgasıdır ne de başka bir fikir çatışması. Pansilvanya’ lı din bezirganı ile Kasımpaşa’lının rant ve en önemlisi iktidar kavgasından başka hiç bir açıklaması olmayan bu durum, baştan da ifade ettiğimiz gibi Allah’ın bir lütfudur. Özellikle de, bağıra çağıra konuşup muhaliflerine hakaretvari naralar atılmasını devlet adamlığı zannederek ülkemizdeki örneğine biadkarlıktan vazgeçmeyenler için tam anlamıyla ilahi adalet olmuştur ki; o kesimin başka bir durumda silkinip uyanması söz konusu olmayacaktı.

Önümüzdeki günler daha nice hakikatlere gebe değerli okuyucularımız, Baransu ve benzeri cemaat kalemlerinin tehdit unsuru olarak kullandıkları dosyalar açılıp saçıldıkça, kimlerin hangi menfaatleri için bu ülkenin değerlerini peşkeş çektiğini de öğreneceğiz.
Yine tekrarlamak gerekirse; tıpkı sevgili Mehmet TÜRKER’ in ifade ettiği gibi yani.
     
LAĞIM PATLADI, ÇİRKEF AKIYOR…
Yazar: Hüseyin Taşyakan

Selçuk Haber Facebook Sayfamızı Takip Ediniz ! Takip Etmek İçin Sayfayı Beğenmelisiniz!  Tıklayın ! 
https://www.facebook.com/selcukhaber

Selçuk Haber Twitter Sayfamızı Takip Ediniz ! Takip Etmek İçin  Tıklayın ! 
https://twitter.com/selcukhaber

Yorumlar (1 Yorum)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam rehber selçuk izmir
Tema Tasarım | OzTurk